Türkçe Kur'an Ve Kavramları
"Bu Kur'an; O'na ancak temiz olanlar el sürer.

Kuran Gerçeği

31/1/2008 - ALLAH'IN ÂYETLERİNİ DEĞERSİZ ŞEYLERLE DEĞİŞMEYİN


Müteşabih olan ayetlerden kapsam ve anlam itibariyle en derin olan “Allah'ın âyetlerini değersiz şeylerle değişmeyin” emri ilâhisidir kişi genç ve toyken ne manaya geldiğini anlayamaz çünkü Dünyada değer ifade eden şeylerin başında servet, mal, mülk, makam, şöhret gibi kavramlar yer alır. İnsanın idealinde ne varsa insan için ancak o değerlidir diye düşünülür. Ticari amaçla ayetlerin satılması da onun karşılığı olamaz çünkü içeriğinde emir ve yasaklar vardır. bir şeyin değeri o şeyin tam karşılığıdır.Tam karşılığı ise Allah nezdinde olarak iman ile emir ve yasakları çerçevesinde değerlendirilecektir. O halde doğruya giden yolun tek bir seçeneği vardır. O da nefis terbiyesi ile kendine çizilen sınırları aşmamaktır. Allahın itibar etmediği dünyanın geçici lezzetlerine eğlencelerine aldanarak nefsin azgın arzularının peşinden koşmamak yani riyazettir.

Bil ki riyazet zor bir iştir. Canını dişine takmaktır. Fakat tabib, mütehassıs olur ve yolun inceliklerini bilirse, zorluklar kolay olur. Tabibin lûtfu şöyledir ki, müridi başlangıçta Hakk'ın hakikatine çağırmaz. Çünkü ona dayanamaz. Meselâ çocuğa 'Okula git, devlet başkanı olursun' desen, o, başkanlığın ne demek olduğunu bilmez. O halde o işe nasıl gayret edebilir? Çocuğa 'Okula git, akşam sana top ve oyuncak vereceğim! Oynayacaksın' dense, çocuk seve seve söylenenleri yapar.

Biraz daha büyüyünce, oyundan vaz geçmesi için,'Sana güzel ve süslü bir elbise yaptıracağım' denir. Daha sonra da başkanlığı ve efendiliği kendisine vâdeder ve der ki: 'İpekli elbiseleri kadınlar giyer.' Biraz daha büyüyünce 'Başkanlık ve efendiliğin de aslı yoktur. Zira hepsi ölümle yok olur, gider,' dersin. O zaman onu ebedî sultanlığa dâvet edersin.

O halde mürid, başlangıçta tam içtenlikli olmayabilir. Ona izin verip, insanların baş gözü ile iyi gördükleri şeylerle uğraşmak için mücahade etmelidir.(yani Allah yolunda canı ile malı ile savaşmak, emirlerine gayret etmek, yasaklarından kaçmak, nefsine karşı gelerek kendini terbiye etmek ve böylece manevi makamlara ulaşmak.)Böylece kalbinde mala düşkün olmak arzusu kırılmış olur. Bundan kurtulunca, boş kalınca kendini beğenmek meydana gelir. O zaman da kibri kırmak lâzım olur. Böyle zamanlarda müride dilencilik yaptırmalıdır. Onda bir kabul görürse men etmelidir. Daha aşağı işlerle uğraştırmalıdır. Meselâ helâların temizliği işini ve bunun gibi işleri ona vermelidir. Bunun gibi onda görünen her sıfat için, tedricen az ilâçtan başlamalı, hepsini birden yaptırmamalıdır. Zira hepsine birden dayanamaz. Riyâ ve şöhret içinse her şeye katlanır. Kötü sıfatlar yılan ve akrep gibidir. Riyâ ise ejderha gibidir, hepsini yutar. Sıddıklardan en son yok olan kötü sıfat riyâdır.

Resulullah (sav) buyuruyor ki: Kıyamette ilmi ile amel etmeyen âlimlerden daha şiddetli azap kimseye yoktur.Bazıları amellerin zahirini, dış görünüşünü yerine getirdiler. Kalbi temizlemekten gâfil oldular. Kötü ahlâk ve huyları kibir, riyâ, haset,başkanlık sevdası,akranlarının, arkadaşlarının kömtülüğünü istemek, sıkıntılarına sevinmek, rahatlıklarına üzülmek gibi şeyleri kalplerinden söküp atmadılar.Bu hadis-i şeriflerden gâfillerdir: Az bir riya şirktir. 'Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez.'

Eğer insafla ve iyice düşünse, dinin gâyesinin, insanların dünyadan yüz çevirmekten başkası olmadığını anlar.Bir kısmı ilmin ne demek olduğunda yanılmışlardır. Tefsir, hadis, kalbe ait ilimler, ahlâk, riyazet yolu ilimler,emir ve yasaklar, din için faydalı ve zararlı bilgileri ve kalbini kontrol etmek gibi farz-ı ayn olan mühim ilimleri elde etmemişler, bunların ilim kısmından olduklarını bilmemişler, bütün vakitlerini cedel, münâzara, güzel konuşma, veya insanlar arasında düşmanlık doğuracak fetvâlar vermekle geçirirler. Kendisini dünyadan ahirete, hırstan kanaate, riyadan ihlâsa, gaflet ve eminlikten, korku ve takvâya çağırmayan ilimlere dalar, onları ömrünün sermayesi yapar ve ilim bunlardır, sanır. Bunları bırakıp başka ilimlerle uğraşanı, ilimden ayrılmış ve uzaklaşmış kabul eder. Ömer (ra) şöyle buyurdu:'Harama düşmek korkusuyla, helâlden yetmiş defa elimi çektim.'

Şeytan insanlara, 'Dünya gerçektir, ahiret ise şüphelidir, gerçek olan şüpheli olana verilemez' dedirtmeye uğraşır. Bu yanlıştır. Çünkü yakîn sahiplerine göre ahiret yakîndir, gerçektir. Böyle hayrette kalmışları kurtarma çaresi onlara 'İlâcın acılığı yakîndir, kat'idir, iyileşmek ise şüphelidir. Ama içiliyor. Gemiye binip denize açılmanın tehlikesi kat'idir, ticaretten kâr düşüncesi ise şüphelidir. Ama yapılıyor' demektir.

Çok susamış olduğun bir zaman, bir kimse sana, 'Bu sudan içme, yılan ağzını sokmuştur' dese, o anda su içmenin lezzeti yakîn ve kat'i, zehiri şüpheli olduğu halde, o suyu neden içmezsin? Dersin ki: 'Bu yakîni bırakırsam, zararı azdır, bana bir şey olmaz, ama içinde zehir var diyen doğru söylüyorsa öldürür ve ona sabredilmez.' Bunun gibi dünya lezzeti yüz seneden çok değildir. Geçince rüya gibi olur. Âhiret ise sonsuzdur. Sonsuz âzap ve elemle oynanmaz.

Allahü Tealâ'nın âdeti şöyledir ki: Bir örnekle açıklayalım .O,Dünyayı evliyâsından esirgiyor ve düşmanlarına akıtıyor. Şöyle ki Bir kimsenin oğlu kendisi için çok kıymetli, kölesi ise kıymetsizdir. Oğlunu her gün mektep bağı ile, muallimin kızması ve dövmesi ile bağlı tutar da, kölesini salıverir. İstediği gibi yaşar. Eğer o köle bu hareketi, kendisini oğlundan üstün tutuyor şeklinde düşünürse ahmaklık olur.

Yüce Allah Kur'anda 'Bilir misin illiyn nedir? Yazılmış kitabe, basılmış kitap. Bilir misin sicciyn nedir? Yazılmış kitabe, basılı kitap. İyilerin defteri illiyndedir. Kötülerin defteri sicciyndedir'. Amel(iş) defterleri insanların, ölünceye kadar dünya hayatında işlediklerini meleklerin yazmış olduğu defterlerdir.Nitekim Allah buyuruyor: 'Allah kalblerde olanı bilir. O, gizlediklerinizi de bilir, açığa vurduklarınızı da. (Onların fısıltı ve niyetleri tesbit edilir.) Yani bütün fiilleri melekler tarafından yazılıp, durumları tesbit edilir.

Kıyamet günü rûz-i mahşerde hasımlar arasında misli ile cezalanmak haktır. Herkese iyilik ya da kötülük olarak işlediklerinin karşılığının aynısı (tastamam) verilir. Yani Kıyamet Günü, zulmeden kimseden sevapları alınıp zulmedilene verilir. Zira o günde hak sahibine hakkını vermek için zâlim olanın elinde para pul bulunmaz. Eğer zulmeden kimsenin ibadet ve taatta bulunmamak, veya günahlarının çok olması ya da üzerinde başkalarının hakkı çok bulunmasından dolayı sevapları biter; sevap bulunmazsa, o zaman mazlum olanın günahlarından zâlime günah yüklenir. Bu husus câiz ve haktır.

Resul-i Ekrem(sav) buyuruyor ki: 'Kimin üzerinde din kardeşinin hakkı bulunursa, o kimse para pul bulunmayan Kıyamet gününden evvel dünyada din kardeşine hakkını helâl ettirsin. Çünkü ahirette o kimsenin sevabından borcu kadar alınıp, din kardeşine verilir. Eğer sevabı yoksa din kardeşinin günahından hakkı kadar alınıp onun üzerine yüklenir.(Buhâri, Sahih.k.Mezâlim.b-10)

Yine peygamber aleyhisselâm ashab-ı kirâma şöyle buyurdular: 'Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz? Ashab:

-Bizde müflis olan, parası ve malı olmayandır, dediler.

Peygamber aleyhisselâm:

-Müflis öyle bir kimsedir ki, Kıyâmet günü namazı, orucu ve sadakası ile gelir. Fakat şuna sövmüş, ona iftira etmiş, diğerinin malını yemiş, başka birinin kanını akıtmış ve dövmüş olur. Bunlara kendi hasenâtından verilir. Borçlarını ödemeden hasenâtı biterse, zulmettiği kimselerin günahlarından alınıp onun üzerine yüklenir ve böylece cehenneme atılır. (Müslim, Sahih.k. Birr,b. 60)

Nitekim Allah Tealâ buyuruyor ki: Zalimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Bu dünyanın geçici lezzetleri, hırsı, şehveti kapkaçı vs. haram işleri, edâları, tavırları bir anda da yapılıyor, bir günde de Bu dünyada bir anlık aldatmacaya karşılık mazlumun tüm ömrü hüsran, azap ile geçmektedir. Kıyamet günü zaman mevhumu ortadan kalkınca zalimlerin maddi manevi tazminat gerektiren saldırılarıyla kararttığı dünyalara karşılık onların da âhiretleri kararacak, hüsrana uğrayıp çok acı azabı tadacaklardır. Neticede bu dünyada geçici lezzetler, hırs,şehvet aldatmacaya karşılık bir ömür hüsran içinde yaşatmak pervâsızca göze alınırsa, bir dünyalık ömür için de ceza olarak bir ahiret ömrü harcanmak muhâldir. Dünyanın Allah katında değersiz olarak görülmesi, en ziyâde zaman olgusu yüzündendir. Çünkü kişilerin dünyada kalış süreleri öte dünyaya oranla bir hiçtir.

İmam Gazâli (r.a) kitabında şöyle nakleder: Bir adam, salgın bir hastalık dolayısiyle kendinden önce vefat eden kızını rüyasında görür. Kız ; ‘Babacığım’ der: dünyada iken kılınan iki rekât namazın birkaç tesbihin ne kadar kıymetli olduğunu biz burada öğrendik fakat bir şey yapamıyoruz. Siz yapıyorsunuz fakat değerini bilmiyorsunuz.’

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: Mü’minin Allah katında kıymeti, topladığı dünyalık kadar azalır ve dünya sevgisi arttıkça ahirete olan zararı da artar. Ahiret sevgisi arttıkça dünyanın ona zararı azalır.’buyruldu.

Resulullah(s.a.v) buyurdu ki: Dünyalık olan şeylerin Allah katında sivrisinek kanadı kadar değeri yoktur. Eğer öyle olmasaydı, kafire bir yudum su vermezdi. İnkarcılara, zalimlere dünyalığı çok vererek onları felakete sürüklemektedir.

Kur'an da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“İKİNCİ SÛR'A ÜFLENDİĞİNDE O GÜN GÖZLERİ YERDE ÜZERLERİNE ZİLLET ÇÖKMÜŞ OLARAK KABİRLERİNDEN KALKARLAR.DÜNYADA NE KADAR KALDIKLARINA DAİR BİRBİRLERİNE SORARLAR KİMİ: “BİR GÜN “ KİMİSİ :”BİR GÜNDEN DE AZ”. KİMİLERİ DE :”BİZ DÜNYADA BİRKAÇ SAATTEN FAZLA ASLA KALMADIK DİYE BİRBİRLERİNE YEMİN EDERLER.

                                                          

                                

              

 


 

 

 

                                          

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Dini bilgiler

Son Yazılarım

DE Kİ: HERKES KARAKTERİNE GÖRE DAVRANIR. BİZ DE DAVRANMADAYIZ.
DİLİN AFETLERİ
DİLİN ÂFETLERİ -2
DİLİN AFETLERİ -3
DİLİN AFETLERİ -4
BİR AYET - BİR HADİS
KABİR AZÂBI
ÂDİL OLUN.ALLAH ADÂLETLE DAVRANANLARI SEVER
İYİ İŞ NE DEMEKTİR?

Bağlantılar
www.sole03.blogspot.com

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Allah Yoluna Davet Et!

Kategoriler

Arkadaşlarım

metekan
fildisikule



Create a Myspace LED Scroller