Türkçe Kur'an Ve Kavramları
"Bu Kur'an; O'na ancak temiz olanlar el sürer.

Kuran Gerçeği

18/1/2008 - CİNLER HAKKINDA

Kategori: CIN _AGIRMAK

Cin,cinnet,cinân,Cennet ve cenin gibi C ve N harflerinden meydana gelen kelimeler (örtülü) demektir. Cennet denen yer çiçekler, güzel kokular ile örtülü olduğundan, bu isim verilmiştir. Delilere, mecnun denilmesi de, aklının örtülü olduğu içindir. Geceye (Cünn-i leyl) denir. Çünkü karanlık gün ışığını örtmüştür. Cin denilen yaratıklar da, gözümüzden örtülü olduğu için cin denilmiştir. Onlar da bizim gibi sorumludurlar.

Mahluklar görülen ve görülmeyen diye iki kısımdır. İmam Maverdi diyor ki, Cin dört ana maddeden yapılmıştır: Su, toprak maddeleri, havadaki gazlar ve ateş. Bunlardan ateş:alev, ışık ve dumandır.

Allah (C.C) İblis'i ateşten yaratmıştır. Ateş üç kısımdır. Alev-ışık-duman... Şeytan ateşten,bunlar kötü ve zulmani Allah'a asidir ,dumansız ateş ve havadan cinler, bunlar da bizim gibi sorumludur.(Ateşin alev kısmı görünmez,görünür olan içindeki katı zerreler, sıcakta ışıklandığı için, parlak görünürler. Çeşitli şekillere ve insan şekline girdikleri,insana yardım ettikleri , şerlilerinin zarar verdikleri söylenir) . Ateşin ışık 'nur' kısmından melekler yaratılmışlardır. Şöyle düşünülmesi de muhaldir. kaya kütlesinden başka bir şey olmayan ay ve yıldızlar Güneşin ışığının onlara yansıması sonucu gece parlarlar diye ifade ettiğimiz duruma benzer Cinlerin yaratılışında hava kısmı fazla, meleklerin yaratılışında nurun fazla olduğu söylenegelmiştir. -Doğrusunu Allah bilir. Muhtelif şekillere girebilirler Melek ve cin yaratılış bakımından birbirine yakındır. Melekler muhterem ve kıymetlidir. Allah'ın emrinden hiç dışarı çıkmazlar. Melekte ışık (nur) kısmı kısmı, cinde ise alev maddesi fazladır. Şöyle diyebiliriz: Bir borunun içinden geçen elektrik kablolarından(kısa devre gibi) bir kıvılcım ile yangın da çıkabilir, alev topu haline gelip zarar verir, aynı enerjiden evde floresan gibi nura benzeyen aydınlık, ışık da çıkar. Cin ve meleklerin çeşitli şekillere girebilmesi de şöyle ifade edilebilir: Elektrik enerjisi nasıl ki çeşitli enerji şekillerine dönüşür. Aydınlatma, ısıtma,kaynatma, soğutma, buz elde etme,havayı emme (elek.süpürgesi), hava pompalama (kompresör), hava temizleme (klima) gibi fonksiyonları varsa işte onların şekilden şekle girmeleri de böyle düşünülebilir. Acizane olarak edinilen bulgulara göre: Musa (a.s)' ın asasını attığında kocaman bir yılan olma meselesi gibi; boyutları belli katı bir nesnenin kendi boyutlarını aşarak boy, en ve mekanizma, tertip ve düzeninin ve ona bağlı olarak işlevlerinin değişmesi bu halde iken bir olay gerçekleştirmesi ve sonra tekrar eski katı haldeki belirli boyutuna geri dönmesi olarak açıklanabilir. Kimyasal olayın doğa dışı (mucize) olayıdır. En doğrusunu ve her şeyi en iyi bilen yalnızca Allah Tealâ'dır. Meleklerin cinlere yakınlığı, insanın hayvana yakınlığı gibidir. İnsanların üstün olanları, meleklerden kıymetli, cin ve hayvanlardan kıymetlidir. Meleklerin, İblis ve cinlere inanmayan kâfir olur. Şu halde bütün mahluklar, elementlerden yapılmış olup, enerji (kudret) taşırlar. Normal fizik şartlarında, katı ve sıvı (mayi) halinde bulunan varlıkları ve renkli varlıkları görebildiğimiz için bunlardan yapılmış cisimler görünür. Meselâ insanda katı maddeler ve su çok (%75'ten fazla) bulunduğundan, insan görünüyor. Otlar,yıldızlar ve bütün hayvanlar da böyledir.

Cinlerden ilim sahibi olanlar da vardır. Buna göre Kur'an da Allah Tealâ şöyle buyurmaktadır. Cinlerden bir İfrit Süleyman'a sen daha yerinden kalkmadan gözünü açıp kapayana kadar ben (Sebelilerin Kadın hükümdarının)tacını ve tahtını senin yanına getiririm. Süleyman bir de baktı ki kadın hükümdarın tacı ve tahtı yanında duruyor. Cinler Süleyman'a denizin derinliklerinden inci ve mercan çıkarırlardı.

Bilgileri noksan bazı kimselerin cinleri hayal (illizyon) sanarak, yok demeleri kıymetsizdir.

Cin suresinde ise: Sen namaza durduğunda cinler neredeyse birbirlerini ezeceklerdi. De ki: Ben Rabbimi çağırıyorum ve O'na hiç kimseyi ortak koşmuyorum. Bu bağlamda ayetlere kelimelerin açık manaları verilir. Bu manaları,akıllarına göre değiştirerek,gerçeklerden uzak, başka manalar verenler, kâfir olur.

Cin Suresinde;“Bana vahyedildi ki: Kuranı duydukları vakit sen namaza durduğunda cinler etrafına öyle toplanıyorlardı ki, neredeyse birbirlerini ezeceklerdi. De ki: Ben Rabbimi çağırıyorum ve O'na hiç kimseyi ortak koşmuyorum”buyrulmaktadır.

Nas suresinde de cinlerin varlığını açıkça anlaşılmaktadır.

DE Kİ: NÂSİN RABBİNE SIĞINIRIM.

NASİN İLÂH VE MEBÛSUNA, SÂHİBİNE VE HÜKMEDENE

CİN VE İNSANDAN İBÂRET OLAN NAS’İN KALBİNE VESVESE VEREN HAİN SİNSİ ŞEYTANIN ŞERRİNDEN Kİ; CİNDEN OLSUN, İNSANDAN OLSUN.

BUNLARIN KALBİNE VESVESE VERİR, VEHİM SOKAR.

BUNLARIN ŞERRİNDEN ALLAH’A SIĞINIRIM. de.

Gerçek böyle iken korkudan, göz önünde hasıl olan hayaller, elbette yoktur. Fakat, bu hayalleri cin sanmak, cinden haberi olmamak demektir. Bir şeye yok diyebilmek için, o şeyi tanımak, kavramak lâzımdır. Tanımadan yok demek çocukça lâf olur. Bu gibilere ilim adamı demek yersiz olur. Akla tecrübeye dayanmadan, zan yolu ile, çala kalem yok demek, ilim adamına yakışır şey değildir.

Cinlere, meleklere, Cennetlere, Cehenneme hattâ Allahü Tealâ'ya inanmayanların biricik sözleri, (Kim gitmiş, kim görmüş. Var olsalardı görürdük. Görülmeyen şeye inanmak aptallık olur) diyorlar.

Cinlerin neden görünmediği hakkında meselâ şöyle düşünelim: Evlerimizde kullandığımız tüp gazlar kokulandırılmamış olsaydılar göz ile de zaten görülmeyeceği için hiç hissedilmezlerdi ama etkilerine gelince tüp gazın sızarak odayı sardığını ve elinizde çakmak çakarak girdiğinizi hayal edin o zaman etkisi görülür ve anlaşılır hale gelirdi.

Örneğin: bir bitki düşünün karşıdan bakınca bitki, çiçek der geçersiniz. Ama bitkinin anatomisini bilenin durumu çok daha farklıdır. Süt deyip geçeriz, oysa sütün kimyasını, bileşiklerini tanıdığımızda çok daha farklıdır. Onun içinde bulaşıcı hastalık mikrobu olup olmadığını ilim olmadan anlamak mümkün olmaz. Bir işi kapsamlı olarak öğrenince onun detayına derinliğine inildikçe kıymeti artar. Bilgi o zaman bilgi olur.

Gözün akla değil, aklın göze bağlı olması lâzım sanıyorlar. Oysa akıl, duyu organları üstünde bir kuvvettir ve his edilen şeylerin doğrusunu, yanlışını ayıran bir hâkimdir. İnsanlar göze tâbi olsaydı, insanlık şerefi, gözün maddesel kuvveti ile ölçülseydi, kedi ,köpek ve farenin,şahinin insanlardan daha şerefli, daha kıymetli olması lâzım gelirdi. Düşünün şahin çok uzak bir mesafeden avını görüyor. Ayrıca hayvanlar karanlıkta da görüyor, insan ise göremiyor. O halde göremediğine inanmak istemeyen kimse, insanlığı, hayvandan aşağı düşürmektedir. Demek ki his organlarımız, aklın uşakları, aletleridir. Kumandan, hâkim, akıldır. Akıl görünmeyen, duyulmayan şeyleri red etmediği gibi, yokluğu ispat edilemeyen ve anlaşılamayan şeylere de yok demez. Bunlara yok demek, akla uygun bir söz olmaz. Cinin varlığı, dinin açıkça bildirdiği bir şey olduğundan, inanmayan Müslümanlıktan çıkar, Hiçbir ibadeti kabul olmaz.

Cinlerin insanlara zarar verdikleri, yardım ettikleri, insanları isteklerine kavuşturdukları, çeşitli zamanlarda, birçok Müslüman ve inançsızlar tarafından görülmüş ve haber verilmiştir. Buna karşılık inanmayanlar pek azdır. Yani yalnız filozof taklitçileri ve tıp diploması alan birkaç kimsedir. Eski tecrübeli doktorlar ve şimdi tıbbı zevk edinip ihtisas kazananların çoğu, yok deyip geçemiyor, Müslümanlara uyuyorlar.

Allah (C.C) İblis'i ateşten yaratmıştır. Ateş üç kısımdır. Alev-ışık-duman... Şeytan ateşten,bunlar kötü ve zulmani Allah'a asidir ,dumansız ateş ve havadan cinler, bunlar da bizim gibi sorumludur.(Ateşin alev kısmı görünmez,görünür olan içindeki katı zerreler, sıcakta ışıklandığı için, parlak görünürler. Boyları kısa, yıldızların ışığı veya gece karanlığında üzerine ay ışığı vurmuş kar gibi renk ve görüntüye sahip,insana benzeyen kafa ve vücutları vardır. Elleri ve ayakları ters, arkaya dönüktür. İnsanlar gibi baş el ve ayakları vardır. Kendilerinin varlığını hissettiğinizde meselâ: kalemle boyumu duvara çiz derseniz duvara tam ölçüsünde boyunuzun işaretlenmiş olduğunu görürsünüz. İnsan elinin ulaşamayacağı yerlere yazı yazdıkları ona “Kendi elinin resmini çiz” denildiğinde aynen insan elini kağıdın üzerine koyup parmaklarının etrafından çizdiğin gibi kendi ellerini o şekilde duvara çizebilirler. Bu altı-yedi yaşında bir çocuğun eli olduğu gibi yetişkinin elinin resmi de olabilir, kendi elleri diye çizdiklerinin insan elinden hiçbir farkı yoktur. İnsan gibi dokunabilir, tokat atabilir, yürüyen bir çocuğu itip yere düşürebilir. İnsan gibi bıçak kullanabilir, kuvvet ve iradeleri vardır. Eşyanızı götürüp bir müddet sonra getirebilir veya hiç getirmez veya mesela bir çift küpenin tekini alır, yerine benzerini koyabilir değişik tekine bakınca diğer tekin hamuru ve rengi aynı, kalıbı biraz farklı başka benzer bir tekini getirir, mesela;avucunuzun içinde sımsıkı tuttuğunuz bir çakmağın saniyeler içinde avucunuzdan yok olduğunu görürsünüz. Besmelesiz oturduğunuzda sizinle yer, lokmaların kalktığını görürsünüz. İki metre uzakta duran bir insana vermek için iki parmağınızın arasında tuttuğunuz paranın salisede kayboluverdiğini(yani onların aldığını onların eline geçen bir şeyin artık bizim gözümüzle görünmez olduğu tespit edilir. Çeşitli şekillere ve insan şekline girdikleri,insana yardım ettikleri , şerlilerinin zarar verdikleri söylenir) .

Cinlerin kara kedi, yılan, akrep şekline girdikleri de alimler tarafından bildirilmektedir. Evet onlar çeşitli şekillere girerler iyileri de vardır, kötüleri de. Müslümanları da vardır kâfirleri de. Onların da doktorluk gibi meslekleri vardır ve çeşitli meslekleri olduğu da söylenegelmektedir. Cinler de insanlar gibi sorumludurlar buna göre cennet veya cehenneme gireceklerdir. Nitekim Allahü Teala”Rabbinin cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım sözü gerçekleşecektir”ve yine bir ayetinde cennet ehlinden bahsederken “Orada daha önce ne bir cin, ne de bir insan eli dokunan tertemiz eşler vardır” buyurmaktadır.
Bir TV kanalı medyumlarla söyleşi yapmıştı. Öğretmen bir bayan onlarla üçbuçuk yaşında tanıştığını bir cinninin bedenine girdiğini itiraf etmiş birazdan karnım şişince o olduğunu anlarsınız demişti. Bir müddet sonra kadıncağızın göbeği vücudunda ızdırap ve sarsıntıyla oldukça çok şişmiş cin çıkınca eski haline gelmişti ve bayan bunu herkesin önünde ispatlamıştı. Varsın inkârcılar yalanlasın. Allah Teala biz inananlara cinleri haber vermekte ve size ruh hakkında pek az bir bilgi verilmiştir buyurmaktadır. Gözlerimizle açık açık göremediğimiz kavrayamadığımız için yalanlamak icabetmez. onlar da birer ruhtur. Kötü ruh vardır, insana zarar verir. İyileri de vardır,zarar vermezler.
Ayrıyeten Discovery tv kanalında yayınladığı üzere yabancı medyumlar da insanlara zarar veren kötü ruh kovma seansları tertip etmekte seans sırasında bunu ,işte şu an cin benim içimde diyerek karınlarını göstermekle açıklamakta yapmaktadırlar. Onlara inanan akıl sahipleri ne güzel aydın inançlı kimselerdir. Cinlerin tasallutuna uğrayan aileden olan bir anne şöyle dedi:”Biz çocuklarımızı hep pozitif ilimle büyütüyoruz. Onlara metafizik, parapsişik olayları niye anlatmıyoruz ? Onları da anlatmalıyız”
Bir anı:1973 Yılında isminin önünde ünvan taşıyan mevki sahibi kimselerin de sık sık uğrak yeri olduğu bir hoca efendiyle tanıştık. Hoca meğerse cinci imiş. Onunla diyaloğumuzda onları(cinleri) nasıl görebilirim, dedim. Bana onlar hakkında, görmem bilgi sahibi olmam için vakıf olduğu gizli ilmi açıkladı. Hocanın bildirdiği ayeti dediği gibi okumaya devam ettim ve müddeti tamamlanmadan rüyama girdiler. Başlık yazımda tarif ettiğim gibi ayakları ters,yıldız ışıklı idi. Sonra bembeyaz bir kağıt gösterildi. Bir ucundan alev almış,yanar durumda olan kağıt gözlerimin önündeyken 'Böyle yanarlar' denildi. Uykudan uyanınca ' demek ki,okuduğum ayet onları yakıyor' diye düşündüm. Durumu iş arkadaşlarımdan daha önce köy imamlığı görevinde bulunmuş bilgili birine sordum. Beni dinledikten sonra 'Sakın belirtilen tarzda okumaya devam etmeyin, bırakın' dedi ve eğilerek başının üst bölgesinde bir yere işaret etti baktım gerçekten de saçlarının arasında yumruk büyüklüğünde bariz bir şişlik vardı. Şöyle söyledi:' Bir zamanlar ben de cin çağırma duası yaptım. O gece başıma toplanıverdiler onları gördüm fakat göndermeyi, dağıtmayı başaramadım. Çünkü gelirlerse dağıtma, uzaklaştırma ilmini onun dua şeklini bilmiyordum . Beni büyük sıkıntı ve acılarla bu hale getirdiler,' dedi. Bu sözleri işitince derhal okumayı kestim. Nitekim Allah Tealâ Cin Sûresinin bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:

Bana vahyedildi ki: Kuranı duydukları vakit sen namaza durduğunda cinler etrafına öyle toplanıyorlardı ki, neredeyse birbirlerini ezeceklerdi. De ki: Ben Rabbimi çağırıyorum ve O'na hiç kimseyi ortak koşmuyorum”.

 

" Allah dünyayı altı günde yarattı

Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Dini bilgiler

Son Yazılarım

DE Kİ: HERKES KARAKTERİNE GÖRE DAVRANIR. BİZ DE DAVRANMADAYIZ.
DİLİN AFETLERİ
DİLİN ÂFETLERİ -2
DİLİN AFETLERİ -3
DİLİN AFETLERİ -4
BİR AYET - BİR HADİS
KABİR AZÂBI
ÂDİL OLUN.ALLAH ADÂLETLE DAVRANANLARI SEVER
İYİ İŞ NE DEMEKTİR?

Bağlantılar
www.sole03.blogspot.com

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Allah Yoluna Davet Et!

Kategoriler

Arkadaşlarım

metekan
fildisikule



Create a Myspace LED Scroller