20/5/2008 - GANİMETLER SURESİ-2
ALLAH’IN ELÇİLERİNİN KARŞILAŞTIKLARI OLUMSUZLUKLARALLAH’IN ELÇİLERİNİN KARŞILAŞTIKLARI OLUMSUZLUKLAR * Ey inananlar! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savaşa çıkın!" denildiği zaman yerinize yığılıp kaldınız? Yoksa ahiretten geçip dünya hayatına razı mı oldunuz?* (Bilseniz sizin için ahiret yurdu daha hayırlıdır). * Eğer hep birden savaşa çıkmazsanız, O, size çok acı bir azap verir ve yerinize başka bir kavim getirir ve siz o kavme bir şey yapamazsınız.* Allah her şeye gücü yetendir. * Siz ona Eğer siz ona (Resûlullah'a) yardım etmeseniz de inkârcılar kendisini yurdundan çıkardığı zaman Allah ona yardım etmişti. O iki kişinin biri idi. O zaman ikisi de mağaradaydılar. Peygamber arkadaşına Tasalanma, Allah bizimle beraberdir demişti. Allah ona manevi bir kuvvet ve sükun vermişti ve onu sizin görmediğiniz ordularla kuvvetlendirerek inkârcıları perişan etmişti. Allah'ın sözü zaten üstündür. O, çok yüce ve hikmet sahibidir.* * (Ey müminler!) Hafif veya ağırlıklı genciniz, ihtiyarınız hep birlikte savaşa çıkın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.* * Onları hazır bir ganimete vaya kısa bir yolculuğa çağırsaydın peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. Yemin ederek,"Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık" diyecekler. Onlar kendilerini hüsrana sürüklüyorlar. Allah onların yalancı olduğunu bilmektedir.* * Allah seni affetsin. Fakat ne diye izin verdin onlara? İzin vermeseydin de doğru söyleyenler ile yalan söyleyenler belli olsaydı* *Allah'a ve ahiret gününe inananlar, canlarıyla, mallarıyla savaşmak için zaten senden izin istemezler. Allah çekinenleri bilir.* *Ancak Allah'a ve son güne inanmayan, kalpleri bocalayanlar senden izin isterler.* *Savaşa çıkmayı dileselerdi elbette bir hazırlıkta bulunurlardı. Fakat Allah onların çıkmalarını istemedi de onları alıkoydu. Oturun oturduğunuz yerde dedi.* *Eğer sizinle birlikte onlar da savaşa çıksalardı size bir faydaları dokunmayacak, bozgunculuk yaparak fitne çıkarmak için aranıza karışacaklardı. İçinizde onlara uyacak kişiler de vardı. Allah her halinizi görür ve bilir.* *Gerçek, onlar önceden de bozgunculuk çıkarmak istemişler ve sana çeşitli tuzaklar tertiplemişlerdi. Sonunda, yardım vadi gelmiş ve Allah'ın dini onlara rağmen meydana çıkmıştı.* *Onlardan 'Lütfen bana izin ver, başıma dert getirme' diyen de var, bil ki asıl derde kendileri düştüler. Cehennem kâfirleri kaplayacaktır.* *Sana bir iyilik dokunsa bu onları üzer. Başına bir dert gelse, "Biz daha önce tedbir aldık” diyerek sevine sevine giderler.* *De ki: Allah'ın dilemesi ve takdirinden başkası bize erişmez. *Allah inananların dostu ve yardımcısıdır. İnananlar yalnızca Allah'a güvenmelidir. *Bizim iki iyilikten birine uğramamızdan (Gazi veya şehit) o iki güzel akıbetten birini tatmamızdan başka bir şey mi beklemektesiniz? Biz ise Allah tarafından veya bizim elimizle bir azaba uğramanızı bekleyip duruyoruz. Haydi siz de biz de gözetleye duralım.* *De ki: Artık ister gönül hoşluğu ile, ister zorla, Allah yolunda mallarınızı harcayın. Hiç bir zaman sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü zâlimlerin işleri boşa çevrilir.* *Harcamalarının kabulüne engel olan şudur: Allah'a ve peygamberine inanmazlar, namaza üşenerek gelirler ve verdiklerini de istemeyerek verirler.* *Sakın onların malları ve evlâtları seni imrendirmesin. Çünkü Allah o malları ve evlatları ile onları dünya hayatında azaplandırmayı ve kâfir olarak can vermelerini diler.* *Onlar sizinle taraftar olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Sizden değillerdir, fakat korkuları sebebiyle sizden görünürler.* *Eğer sığınacak bir yer, barınacak bir mağara veya sığınacak başka bir delik bulsalardı, o tarafa yönelirlerdi.* *İçlerinden sadakalar hakkında seni ayıplayan kimseler de var. O sadakadan kendilerine verilirse hoşnut olurlar. Verilmezse kızarlar.* *Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup da, "Allah bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, biz bütün ümidimizi o'na bağlamışız deselerdi bu haklarında daha hayırlı olurdu.* (Zekât ve sadakalar, yoksulların, o malı toplayıp, devşirmeye memur edilenlerin, kalbi müslümanlığa ısındırılmak istenenlerin borçluların, Allah yolunda savaşanların ve yolda kalmışların hakkıdır. Allah'ın emri budur.) Allah her şeyi en iyi bilendir ve hükmü geniş olandır. Senin için 'O herkesi dinleyen bir kulaktır' dediler. De ki: O sizin için iyi bir kulaktır. *Çünkü o Allah'a inanır ve size güvenir ve sizden inananlara rahmettir. Allah'ın Resûlünü incitenlere acı bir azap vardır.* (kim Allah'a ve Resûlüne âsi gelirse bilsin ki cehennemliktir.) *Münafıklar, kalplerinde olanı haber verecek bir sûrenin indirilmesinden korkmakla beraber, alay etmeye de yeltenirler. De ki: Siz alay edin bakalım. Çünkü Allah o çekindiklerinizi ortaya çıkaracaktır.* *Kendilerine sorsan biz dalmıştık şakalaşıyorduk diyeceklerdir. De ki: Allah ve onun ayetleri ile ve elçisiyle mi alaya yelteniyorsunuz?* *Özür dilemeye kalkışmayın. Çünkü siz inandıktan sonra inkârcılığa döndünüz. Bir kısmınızı bağışlasak bile, bir kısmınızı da inkârcı olduğunuzdan dolayı azaba uğratacağız.* *Münafık erkek ve kadınlar birbirine yakındırlar. Kötülüğe teşvik ederler. İyilikten vazgeçirmek isterler ve cimrilik ederler. Onlar Allah'ı unutanlardır. Allah da onları unutacaktır. Çünkü münafıklar bozguncudurlar.* *Allah münafık erkek da kadınları ve kâfirleri cehenneme atacağını bildirdi. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Cehennem onlara yeter. Allah onlara cehennem ateşini vâdetti. Onlara bu yeter. Allah onlara lânet etmiştir! Onlar çok acı bir azap vardır.* *Siz de öncekiler gibisiniz. Onlar sizden daha kuvvetliydiler. Malları ve evlatları da daha fazla idi. Nasibinizi almak istediniz. Sizden öncekiler de nasiplerinden faydalanmak istedilerdi. Siz de o batağa daldınız. Onların dünya ve ahiretteki bütün işleri boşa çevrildi. Onlar hüsrana uğrayacaklardır.* Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler. *Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve onların alt üst olan şehirleri hakkında size bilgi verilmedi mi?Peygamberleri onlara açık delillerle gelmişlerdi.* Allah kimseye zerre kadar zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. (Müminler birbirinin dostudurlar. Onlar iyiliğe teşvik eder, kötülükten alıkorlar, namaz kılarlar, zekât verirler. Allah ve Resûlüne itaat ederler. Allah'ın rahmetine kavuşacak olanlar bunlardır) Allah azîzdir, hikmet sahibidir. Kim ki Allah,a ve O'nun ayetlerine inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar için altından ırmaklar akan köşkler vardır. Adn cennetleri onlaradır. *Ey Peygamber! Kâfirler ve münafıklara karşı savaş, onlara şiddetli davran.* İnkârcıların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü duraktır o. *Böyle demedik diye Allah adına yemin ederler. Oysa onlar inkârcılık sözünü söylemişlerdir. Müslüman olduktan sonra inkârcı oldular. Elde edemedikleri bir şeyi de yapmaya çalıştılar. Allah ve peygamberinin lütfedip onları zenginleştirmelerine karşılık öc almaya kalkışmışlardır. Tövbe ederlerse bu, haklarında hayırlıdır. * Âyetlerimizden yüz çevirenler için çok acı bir azap vardır. Zalimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. O gün onlar için ne bir dost vardır ve ne de bir yardımcı. *Kimileri de Allah bize lütfundan bir şey ihsan ederse zekât veririz ve iyilerden oluruz dediler.* *Fakat Allah lütfundan onlara ihsanda bulunduğunda, cimrilik edip sözlerinden döndüler. Zaten onlar dönek kişilerdir.* *Allah'a verdikleri sözü yerine getirmeyip yalan söylemeleri sebebiyle kalplerine kıyamete kadar sürecek nifak (iki yüzlülük) verdi.* Allah, kalplerde, gönüllerde saklı gizli olanı bilir. *İnananlardan gönüllü olarak ve farz edilenden fazla miktarda sadaka verenlerle ve güçlerinin yettiği kadar yardımda bulunan kimselerle alay edip onları kınayanları Allah bu davranışları sebebiyle cezalandırır. Onlar için çok acı bir azap vardır. * *Onların suçlarının affedilmesini ister dile istersen dileme. Affedilmeleri için yetmiş defa niyaz etsen de Allah onları asla affetmez. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri sebebiyledir. *Allah zalimler kavmini doğru yola iletecek değildir. *Allah'ın peygamberlerine karşı gelenler savaşa çıkmayıp yerlerinde kaldıklarına sevinirler. Canlarıyla, mallarıyla Allah yolunda savaşmak onlara zor geldi de 'Bu sıcakta savaşa çıkılmaz' dediler. De ki: 'Cehennem ateşi daha da sıcaktır.' Bunu bilseler!* Onlar hak ettiklerinin karşılığını göreceklerdir. *Artık az gülsünler, çok ağlasınlar!* *Allah seni onlardan kimisinin yanına döndürür de savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: Artık siz benimle beraber hiç savaşa çıkamayacaksınız ve düşmana karşı savaşmayacaksınız! Siz ilkin yerinizde oturup kalmayı istemiştiniz. Oturun bakalım döneklerle.* *Onlardan ölen kimse olursa sakın namazını kılma ve kabri başında durma. Çünkü, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve bozguncu olarak öldüler.* *Onların malları ve evlâtları seni imrendirmesin. Çünkü Allah, onları o malla ve o evlatla dünyada azaplandırmayı diler. Kâfir olarak canlarını güç vermelerini diler.* *Allah'a inanın ve peygamberlerinin yanında savaşın diye bir sûre indirilse malı ve gücü yetenler oturanlarla kalmak için senden izin isterler.* *Onlar oturup kalanlarla beraber kalmaya razı olmuşlardır. Kalpleri mühürlüdür. Bir şey anlamazlar.* * Fakat Peygamber ve onunla beraber inananlar, canlarıyla, mallarıyla savaştılar. İyilik onlar içindir. İşte onlar kurtuluşa erdirileceklerdir.* Allah,a ve onun ayetlerine inanıp da iyi işler işleyenler için cennetler vardır. İşte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. * Kimi Bedevîler, özür dilemek ve izin almak için yanına geldiler. Allah ve Resûlünü yalanlayanlar da oturup kaldılar. İçlerinde kâfir olanlar için çok acı bir azap olacaktır.* *Allah ve peygamberine bağlı kalmak şartı ile zayıflar, hastalar ve sarf edecek bir şey bulamayanlar için bir günah olmaz. Fakat halleri iyi olan kişilere savaştan geri kalmak için bahane olmaz. Allah çok bağışlayan ve merhameti geniş olandır* *Kimi de sana gelerek binmek için senden binek istemişlerdi de binek bulamıyorum demiştin. Bu uğurda sarf edecek bir şey bulamadıklarından kederlenip gözleri yaşlı dönmüşlerdi. Onlara da suç olmaz.* *Suçlu olan kişiler ise, zengin oldukları halde gelip sana özür(haksız mazeret) bildirenlerdir. Onlar geri kalanlarla kalmayı istemişlerdir. Onların kalpleri mühürlüdür fakat bunu bilmezler. * *Savaştan dönüp de onlarla buluştuğunda sana özürler bildireceklerdir. De ki: Özür dilemeyin! Size hiç inanmıyorum. Çünkü Allah bize ,sizin hallerinizden haber vermiştir. Bundan sonraki davranışlarınızı da Allah ve Resûlü göreceklerdir. Sonucunuz olarak da, gizlediklerinizi de açıklarınızı da ve her şeyi en iyi bilen Allah'a döneceksiniz. O işlediklerinizden size haber verecektir. * *(Savaştan) Döndüğünüz zaman onlardan vazgeçmeniz için Allah adına yemin edecekler. Onlardan yüz çevirin. Çünkü murdardırlar. Varacakları yer cehennemdir. Hak ettiklerinin cezası işte budur.* *Onlardan razı olasınız diye size yemin edeceklerdir. Siz razı olsanız da Allah bu bozguncu kavminden razı olmayacaktır.* *Bedevîler, inkârcılık ve münafıklık bakımından daha beterdirler, Allah'ın çizdiği sınırların hükümleri hakkında daha az bilgiye sahiptirler.* Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir. *Onlar o kişilerdir ki verdiği şeyi (yaptığı yardımı) ziyan olmuş sayar. Başınıza da dertler gelmesini bekler durur. Bekledikleri dertler kendi başlarına gelsin. Onlar için çok acı bir azap vardır.* Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir. *Onlar o kişilerdir ki Allah'a ve Kıyamet'e inanıp sarf ettikleri parayı( yaptıkları yardımı) Allah emrinde hizmet sayar ve peygamberin dualarını kazanmaya vesile bilirler. Bilin ki bu, gerçekten onlar için bir ibadettir.(Allah'a tapınmanın bir parçasıdır). Allah'a yakın olmaya vesiledir. Allah onlara rahmetini verecektir. Cennet onlaradır. Allah esirgeyen ve acıyandır.* Yurtlarından çıkarılanlara yardım eden ilk grup ile iyilikle onlara uyanlardan Allah razı olmuştur. Cennetler o kişileredir. İşte en büyük kurtuluş ve ongunluk budur. *Çevrenizde bedevî Araplardan münafıklar bulunduğu gibi Medinelilerden de münafıklık edenler var. Sen onları bilmezsin. Biz biliriz. Onları iki defa azaplandıracağız. Sonra da çok acı bir azaba uğratacağız.* *Diğerleri ise günahlarını itiraf etmiştir, onlar iyi işlerine kötülük katmışlardır. Allah'ın onlara tövbe nasip etmesi ve tövbelerini kabul etmesi umulur. Çünkü Allah bağışlayan ve acıyandır.* *Mallarından sadaka al da onları temizle ve dua et onlara. Çünkü senin duan onlara sükûn verir (kalplerini yatıştırır). * Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir. *Kullarının tövbelerini kabul eden ve (muhtaçlara yardım için) sadakaları alan Allah'tır. Çünkü O, tövbeleri kabul eden ve acıyandır. Halâ düşünmezler mi? * Allah her hâlinizden haberdardır. O, kalplerde olanı bilir. O gün, kıyamet herkese yaptıklarının karşılığı verilecektir. *Onlardan kimilerinin de işleri Allah'a kalmıştır. Dilerse azaplandırır, dilerse affeder.* Allah, dilediğini gerçekleştirir. O, her şeyi en iyi gören ve bilendir. *Onlardır ki, gerçeği inkâr edip de inananlara zarar vermek ve onların arasına ayrılık sokmak Allah ve peygamberi ile savaşmış olan kimselerin gelmesini beklemek için mescit kurdular. Onlar biz ancak iyilik istiyoruz diye yemin edecekler. Oysa Allah onların yalancı olduklarına tanıktır.* *Orada hiçbir zaman namaz kılma. İlk günden itibaren Allah'tan korkmak ve ona itaat etmek temeli üstüne kurulmuş olan mescit elbette namaz kılmana daha elverişlidir. Orada arınmayı sevenler bulunur. Allah arınanları sever.* *Binayı Allah'tan korkmak ve rızasını kazanmak isteği ile kuran kimseler mi daha hayırlıdır? Yoksa kayıp gitmekte olan bir yamacın kıyısına kurup o yapıyla beraber cehenneme girecek olan kimseler mi?* Allah zalim kavmi doğru yola iletecek değildir. *Onların yaptıkları bina kalpleri durmadıkça (ölmedikleri sürece) gönüllerine şüphe vermekten bir an geri durmaz.* Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir. (Allah müminlerin, canlarını ve mallarını karşılığında cennet verilmek üzere satın almıştır.) Onlar Allah yolunda ölürler, öldürürler. Her iki takdirde de vaad gerçekleşir. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da sabittir. * Allah vâdinden asla dönmez. O'nun sözü er, geç gerçekleşecektir.* Artık şu yaptığınız alış verişten dolayı sevinin. Büyük ongunluk işte budur.* *Tövbe edenler, şükredenler, ibadet edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın çizdiği sınırları koruyan inananlara müjde ver.* *İnkârcı olmaları bilindikten sonra akraba bile olsalar müşrikler için peygamberin ve inananların onlar için dua edip af dilemeleri gerekmez.* İbrahim babası Azer'e 'Baba ' dedi. 'Niçin putlara tapıyorsun?' Babası onu dinlemedi. İbrahim çok ağlayıp dûa ederdi. Yumuşak huylu idi. *İbrahim'in babası için af dilemesi, sadece ona verdiği sözü tutması içindi. Babasının Allah düşmanı olduğunu iyice anlayınca duadan vazgeçti. * *Allah bir kavmi doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyler kendilerine açıkça bildirildiğinde ve bu konuda haddi aşmayan kavmi artık saptıracak değildir.* Allah her şeye gücü yetendir. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. *O öldürür ve diriltir.* Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ve ne de bir yardımcı vardır. * Peygambere uyan, Allah yolunda yurtlarından çıkarılanlar ile onlara yardım eden ve o güç anda içlerinden kimisinin gönlü neredeyse imandan dönecek kişilere ve Peygambere Allah, tövbe etmek fırsatı verdi ve tövbelerini kabul etti. * Allah iyi ve temiz kişileri korur ve sever. *(Allah yolunda savaştan) geri kalan üç kişiye dünya o kadar genişken daraldıkça daralmış, ruhları sıkıldıkça sıkılmıştı. Sonunda Allah'tan yine ancak Allah'a dönebileceklerini anlamışlardı. Allah onlara da tövbe fırsatı verdi. Çünkü Allah tövbeleri kabul eden ve acıyandır.* Ancak Allah'tan korkun. Çünkü O, azabı en şiddetli olandır. *ve doğrularla beraber bulunun.* *Medinelilerle çevresindeki bedevîlerin Allah'ın Resûlünden geri kalmaları, onun katlandığı güçlüklere katlanmamaları doğru değildir. Çünkü Allah yolunda aç, susuz ve yorgun düşerlerse, inkârcıların kinini uyandıracak bir yere varırlarsa, bir düşmana karşı başarı kazanırlarsa bu iyilikleri mutlaka yazılır.*Allah imamınızı zayi edecek değildir. İşler dönüp Allah'a varır. O, iyilik edenleri ve iyi davrananları sever. *Az veya çok, harcadıkları her şey, aştıkları vadiye karşı Allah onları yaptıklarından daha güzeli ile mükâfatlandırmayı takdir etmiştir.* *İnananların hepsinin savaşa gitmeleri şart değildir. Bir kısmı savaşa gitmeli, bir kısmı da cemaatin Allah'tan korkmasını sağlamak için savaştan dönüp gelerek buluşanlara dini hükümleri öğretmelidir.* *Ey inananlar, önce yakınınızda bulunan inkârcılara karşı savaşın. Onlar sizde bir şiddet ve azim görsünler.* Yalnızca Allah'tan korkun. O, kendisinden korkanlarla beraberdir. (Âyetlerimiz kendilerine okununca onlardan kimisi "Bu hanginizin imamını arttırdı? " derler.) Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. imanları kökleşirdi. (Gönüllerinde hastalık olanların inkârlarını arttırır.)İnkârcıların ise varacakları yer cehennemdir. *Görmezler mi, her yıl bir veya iki defa dertlere, sıkıntılara uğratılırlar da ne tövbe ederler, ne ibret alırlar.* Her şeyde bir işâret vardır. *Bir sûre indiği zaman, birbirlerine bakarak 'Sizi bir gören var mı?' derler. Sonra dönüp giderler. * Ayetlerimiz kendilerine bildirildiğinde hemen yüz çevirirler. Onlar anlayışsız kişilerdir. (Size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir.)Allah, inananların dostu ve yardımcısıdır. Eğer yüz çevirirlerse de ki: Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. Bana düşen görev ancak bildirmedir. Allah tektir ve O, gücü her şeye yetendir.*O'na güvendim. Büyük arşın sahibi O'dur. * Her şey Allah'ın dilemesi ve takdîri iledir. O, dilediğini gerçekleştirir.

|