18/1/2008 - HAYVAN HAKLARI
Kişinin hayvan kesicisi olması da mekruhtur. Çünkü bu sanatla insanın kalbi katılaşır. Âlimler ticaret için hayvan satın almayı da kerih görmüşlerdir. Zira hayvanı ticaret için satın alan bir kimse, o hayvan hakkındaki ilâhi kaza ve kaderi hoş görmez. Yani, hayvanın ölümünü hoş karşılamaz. Oysa “Hayvanı sat! Arazi, ev ve arsa gibi ölmezleri al” denilmiştir. Savunmasız hayvanlara eziyet etmek en kötü şeydir. Âd ve Semud kavimleri şiddetli esen bir rüzgârla helâk edildiler. Semud kavmi peygamberi onlara” Şu gördüğünüz dişi deve Rabbin işâretlerindendir. Şu yemi, şu da içeceği suyudur. Sakın ona dokunmayın” dedi. Fakat kavmi onu inkâr ettiler ve dişi deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler. Bir tek ses, tek bir sayha onlara yetti. Sanki daha önce hiç yaşamamış gibi oldular. Evlerinde boylu boyunca yüzükoyun yere kapanık ölü bulundular. Halâ ders almazlar mı? Nasılmış âzabım ve korkutuşlarım?Buyrulmaktadır. Günümüz dünyasında her alanda teknolojinin sayısız nimetlerinden faydalanmakta, işlerimizi kolaylaştırıp, yükümüzü hafifletmekte, rahatımızı temin etmedeyiz. Teknolojinin bize sağladığı faydalardan nasıl vazgeçemiyorsak, daima da onu geliştirip daha kaliteliyi, daha fonksiyonlu, bizi daha çok memnun edecek , üzmeyecek, rahatımızı temin edecek olanları temin ve arayış içindeysek, diğer bizim gibi can, ciğer taşıyan hattâ taşımayan tüm hayvanlara merhamet etmek zorundayız. Bu alanda bizden daha ileri düzeydeki kavimlerin hayvan kesme metodunu da edinmek zorunda olduğumuzu vicdanımızda taşımalı ve gereğini bir an evvel uygulamalıyız. Meselâ Almanya veya diğerleri. Onlar otomobil üretiyor, hemen üretiyoruz. Cep telefonu çıkarıyor. Tüm modellerini takip ediyoruz. Rahatımız için her alanda onlara göz, kulak kesiliyoruz. Peki...zavallı hayvancıklar için ne yapıyoruz? Cahiliye toplumundaki âdetleri onlara revâ görmekte bir beis görmüyoruz. Hayvan haklarını yeterince korumuyor, işkence edilmelerine seyirci kalıyoruz? Gerçekten hayret verici, korkunç üzücü bir şey. Haşereleri bile eziyet etmeden öldürmek lazımdır. Bu konuda Resûlullah şöyle buyurmuşlardır:“Yeryüzündekilere merhamet etmeyen kimselere de gökyüzündekiler merhamet etmezler” Yine resulullah şöyle buyurmuştur: Yaş ciğer taşıyan her cana merhametle davranınız. Zararlılara gelince onları güzelce öldürünüz ve bunların da hiç birine ateşle eziyet etmeyiniz.Resulullah bir hadis-i şeriflerinde: Kıyametin kopacağını bilseniz ağaç dikiniz buyurmuşlardır. Ya ormanları kendi dünyalık menfaatleri için yakıp yıkanların hâli? Bir atasözü vardır 'Yaş ağaca balta vuran el onmaz' diye. Resulullah (s.a.v) ' Bir kimse ağaç diker onun meyvelerinden insanlar ve hayvanlar yararlanırsa o kimseye yararlandıkları sürece sevap, iyilik yazılır. Yabancıların bir TV programında sanırım atın ayağı kırıldı. O hayvanı tertemiz, hijyenik, son derece modern klinikte aylarca, günlerce tedavi ettiler, titizlikle tertemiz bakımlı yeşil alanda yürüme alıştırmaları yaptılar sabırla yardım ederek yürümesine sağlığına kavuşmasına yardımcı oldular. Yine izledim ki: belgesel program hazırlarken dağda son derece ümitsiz her tarafı derin yaralı, yarası iltihaplı, gözleri hastalıktan kapanmış yaralarını çok çok sayıda iri kurtçuklar sarmış bir yaban hayvana rastladılar. Veteriner ,hiç tiksinmeden, gocunmadan eldiven giyerek o yaban eşeğinin üzerinde bulunan kurtları tek tek uzaklaştırdı. Yaralarına pansuman yaptı. Acısını dindirecek iğne yaptı. Yaralarına pomatlar sürdü. Bir müddet gözlemlediler, tedavi altına aldılar. Fakat ellerindeki vâkıanın gerçekten ümitsiz olduğunu görünce son çare olarak başka derin acılar çekmesin diye bir iğne ile ötenazi yaptılar. Discovery kanalında da izlenildiği üzere Hayvan Koruma Teşkilatı kurulmuş tüm yardıma muhtaç hayvanlara en güzel şekilde hizmet verilmektedir. Dileğimiz bu eylemin acilen tüm dünya ülkelerinde uygulanır hale getirilmesidir. Bir Kur'an ayetinde Allah iyilik eden iyi davranan kimseleri sever buyrulmadadır. İbretlik bir hikâye: Dini bir kitaptan okudum şahıs ismi ile zikredilir fakat şu an hatırımda değil O kişi bir yere gitmek üzere yola çıkmış yorulunca bir arazide konaklamış orada karınca yuvası görmüş tekrar yola yaya olarak devam ederek birkaç km. kadar yürüdükten sonra daha önce konakladığı yerdeki karıncalardan birisini üzerinde görmüş 'onu yuvasından ayırmam doğru olmaz' diyerek yaya olarak tekrar aynı yolu katettikten sonra karıncayı ilk gördüğü yere geri bırakmış. Bu durum Kur'an'daki Sebeliler Sûresi'nde 'Süleyman insandan ordusu ile karınca dolu bir vâdiye geldiğinde bir karınca 'Ey karıncalar' dedi. 'Yuvanıza girin. Süleyman ve ordusu sizi bilmeden çiğnemesinler'. Süleyman bunu duyunca gülümsedi'.(karıncanın ismi ile bir insanı (peygamberi) ve arkadaşlarını bilmesi akıl, şuur ve konuşma ruhsal olarak tekâmül, ilham olayı ve aksi halde Süleyman'ın karıncaları bilerek ezmeyeceği konusu) Kur'an'da Mağarada Uyuyanlar Sûresi'nde Mağaraya sığınan gençler “Rabbimiz” dediler.” Bizi zalim kavimden kurtar, bize yardım et” Onlar Rablerine güvenen inançlarında sebat eden iyi kimselerdi. Gençleri mağarada köpekleri ile berâber üç yüz küsur yıl (309) uyuttuk. Onlar uykuda idiler oysa onları uyanık sanırdın. Eğer hallerini bir görseydin korkup kaçardın. Kimileri” Mağarada uyuyanlar beş kişiydiler, köpekleri ile altı” dediler. Kimisi” mağarada uyuyanlar altı kişiydiler, köpekleri ile yedi idiler. Kimileri de yedi idiler köpekleri ile sekizdiler” dediler. De ki: Onların sayısını ancak Allah bilir. Allah Dünya'yı altı günde yarattı. Her şey dönüp O'na varacaktır. Kıyamet günü eziyet görmüş hayvanlar da kendilerine zulmedenlerden haklarını alacaklardır. Öyle ki O gün boynuzsuz koç boynuzlu koçtan hakkını alacaktır.(hayvanların kendi aralarında da haklaşması) 
|