14/2/2008 - KİBİRLENMEYİN. ALLAH, KİBİRLENENLERİ SEVMEZ.
"ADEM’E SECDE EDİN’ DENİLDİĞİNDE, MELEKLERİN HEPSİ BİRDEN O’NUN EMRİNE BOYUN EĞDİLER, SECDE ETTİLER. YALNIZ İBLİS SECDE ETMEDİ. “BENİ ATEŞTEN YARATTIN, ONU İSE BALÇIKTAN. BEN ÜSTÜNÜM “ DİYEREK ALLAH’A ÂSİ GELDİ ALLAH DA; ”HAYDİ ORADA ULULANIP DURMA, İN YERYÜZÜNE, ULULANMAK SENİN NE HADDİNE” DEDİ. İBLİS ; ‘ BANA BELLİ BİR VAKTE, KIYAMETE KADAR MÜHLET VER. DEDİ. ALLAH DA; ” HAYDİ, KIYAMET GÜNÜNE KADAR MÜHLET VERİLENLERDENSİN BUYURDU. İBLİS : 'ANDOLSUN KULLARINI KANDIRACAĞIM’ DEDİ. ALLAH DA; AND OLSUN Kİ; SEN VE SANA UYANLARI CEHENNEME ATACAĞIM.’DEDİ. BUYURDUK Kİ:” BİR KISMINIZ BİR KISMINIZA DÜŞMAN OLARAK İNİN YERYÜZÜNE  Âdem'e "secde edin" denildiğinde bütün melekler O'nun emrine boyun eğdiler, secde ettiler. Yalnız İblis secde etmedi. "Beni ateşten yarattın. Onu ise balçıktan” bu cevapta İblis'in kendini beğenmişliği kibre kapılma, bir diğerini hor görme ifadesi vardır. İşte tehlikenin en büyüğü...Allah Tealâ'nın emrine muhalefet etmenin, O'nun emrini hiçe saymanın çok acı sonucu...İşte secdeden kaçışın en büyük öyküsü ve gerçeğin ta kendisi. Melekler gibi aynı emre muhatap olan İblis, nefis yani benlik sahibi olduğu için kibirlendi, kıskançlıktan emre itaat etmedi. Emre muhalefetten kınandı. Kovulmasına neden olan ‘İnsan’ın düşmanı oldu. Kibrin-husumetin-yalanın-kötülüğün-ihanetin-fitnenin temsilcisi olarak arenaya inmiş oldu. İşte kibrin kişinin başına açtığı dertlerin en büyüğü...Allah yaratmış demeden bir başkasını yererek haddi aşmaya yeltenir ve "Falanca kimse şöyledir.. İşte !şurası şöyle, burası böyle, hâli ahvali bu, ben ise yaradılış veya herhangi bir konumum dolayısı ile ondan üstünüm söylemi...İster adına kibir deyin, ister hor görmek , ister kıskançlık..Veya takdir edilen kaderine razı olmamak... Ve İblis'in “And olsun kullarını kandıracağım!” demesi..kişileri kandırmak!..İşte şeytanın yolları... Netice olarak Allah Tealâ'nın kendisi için nasıl bir sonuç hazırladığına,hazırlayacağına pervasızca aldırış etmemek,emrini hiçe saymak ve bu şekilde ancak kendine zulmetmek...İşte şeytana uymanın yolları... Buna karşılık olarak Allah Tealâ “And olsun sen ve sana uyanları cehenneme atacağım” buyurdu. -Allah cümlemizi muhafaza buyursun- Ey Âdem! Allah da sana merhamet ediyor, zaten seni bunun için yarattı. Fakat sınavı kazanmak gerekir. Bütün insanları sevmek bir insanlık görevidir. Şeytan ise insanın apaçık düşmanıdır. Yetkinliğe ulaşmak isteyen bir insan kendisini bütün insanları sevmeye, onlarla dostluk kurmaya, onlara şefkat beslemeye, acımaya ve merhamet duymaya alıştırmak zorundadır. Çünkü bütün insanlar birbirleriyle ilişkisi olan tek bir aile gibidir. İnsanlık ortak paydası onları birleştirir. Hakk’ın kuvvetinin nişanı bütün bireylerde bulunur. Kişi nefsinin isteklerini bilgi ve akıl sayesinde değerlendirirse insan haline gelir. Ve Kişi iradesini kullanarak iyi ya da kötü şer işler yapabilir. İnsanların nefisleri gerçekte tektir ve dostluk nefsin bir eylemidir. O halde bütün insanların birbirlerini sevmesi birbirleriyle dost olması [insan olmaktan kaynaklanan] bir zorunluluktur. Öfke gücü kendilerini sevk etmediği sürece bu sevgi ve dostluk insanlarda doğal bir davranış olarak bulunur. Çünkü öfke gücü insana başkan olmayı sevdirir. Bu duygu ise insanı büyüklenmeye, kendini beğenmeye, zayıf kimseleri ezmeye, küçüğü küçümsemeye, zenginleri ve erdem sahiplerini kıskanmaya sevk eder. Bu gibi huyların sahiplerinde ise düşmanlık ve nefret gibi davranışlar ortaya çıkar. O halde kişi öfke gücünü kontrol altına aldığında ve düşünen nefsine boyun eğdiğinde, bütün insanlar kendisine dost ve kardeş haline gelir. İnsan düşünce yetisini kullandığında bütün insanları kardeş ve dost edinmesinin zorunlu olduğunu görür. Çünkü insanların bir kısmı erdem sahibidir, bir kısmı ise erdem bakımından eksiktir. İnsanın erdem sahiplerini sevmesi zorunluluktur. Bunun nedeni onların erdeminin mahalli olmasıdır. Eksik insanlara da eksikleri nedeniyle merhamet duymak gerekir. O halde Allah'ın sevdiğini bildiğin şeylerin hepsini tutman gerekir, onlara sımsıkı tutunman gerekir, çünkü Allah'ı sevme yolunda Allah'ın sevdiği şeylere yapışırsan, Allah da seni sever. 'Kibirlenmeyin. Allah kibirlenenleri Sevmez'. Hadis-i şerif: Kalbinde hardal tozu kadar kibir bulunan kimse cennete giremez. Resulullah (sav) buyurdu ki: Kibirli ve kendinde bulunmayan şeylerle övünen kimse cennete giremez. Resul-i Ekrem (sav) Eğer siz hiç günah işlemediyseniz, daha büyük günaha düşeceğinizden korkardım. O da kendini beğenmek (kibir)tir. Resulullah (sav) buyurdu ki: Kibirli ve kendinde bulunmayan şeylerle övünen kimse cennete giremez. Resulullah (sav) buyurdu ki; Bana cehenneme girecek olan üç kişi bildirildi. (Bunlar): Zalim hükümdar, Allah’ın hakkını (namaz, zekat, oruç, sadaka v.b.) yerine getirmeyen zengin ile kibirli fakirdir. Resul-i Ekrem (sav) buyurdu ki: Kibirden, hıyanetten ve borçtan temiz olarak ölen cennete girer. Resulullah (sav) buyurdu ki: Kibirlenenler Kıyamet günü adamlar suretindeki karıncalar gibi haşir olunurlar. Onları her taraftan zillet ve alçaklık kuşatır. Cehennemde Bulis ismi verilen bir hapishaneye götürülürler. Cehennem ateşi onları kaplar ve orada kanlı irinli su içer, zakkum kökü yerler. Resulullah (sav); Üç kimse vardır ki; Onların işleri boşa çevrilir, kazandıkları kendilerine bir fayda vermez. 1.Ululukta Allah ile yarışa kalkışan; Çünkü Allah’ın ridası büyük, izârı da izzetidir. 2.Allah’ın ayetlerinden şüphede olan, 3.Allah’ın rahmetinden ümit kesip Allah’tan af dilemeyen, günahından vazgeçmeyen kimselerdir. Kur'an'da şöyle buyrulur: O gün(kıyamet) yüzleri kararanlar üzüntü duyacaklardır. Allah onların yüzlerine bakmaz ve onlara hitap etmez. Resulullah (sav) bu durum hakkında şöyle buyurdu; Bunlar zina eden ihtiyar, yalancı hükümdar (emir veren idareci) ve kibirli fakirdir. Resulullah (sav) üç defa tekrar ederek buyurdu ki: Ağız eğerek yapmacık konuşan kimseler helak oldu. Bir ayette :YERYÜZÜNDE ETEKLERİNİZİ SÜRÜYE SÜRÜYE BÖBÜRLENEREK YÜRÜMEYİN. YOKSA SİZ NE YERİ DELEBİLİR , NE DE BOYCA DAĞLARA ULAŞABİLİRSİNİZ. Buyrulur. Hz. Peygamber (sav)’e Cebrail (a.s)’ın verdiği bir habere göre İsrafil (a.s)’ın arşı, omuzlarında taşıdığı, iki ayağının ise yerin en alt tabakasına dalmış bulunduğu bildirilmektedir. Fakat bu heybetine rağmen o, Allah’ın azameti karşısında küçücük bir kuş gibi kalır. İşte tâzimdeki sıdk budur. Câbir’in (r.a) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: İsra gecesinde mele-i alâ’dan, Cebrail yanımda olduğu halde, Allah korkusundan, devenin sırtına vurulan çul gibi geçtim. Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır: Allah’a nispeten ve O’nun azâmetine kıyâsen bütün insanlar kendilerini ve birbirlerine olan konumları itibariyle koyunlar ya da develer gibi görmedikçe, hiçbir kul imânın hakikatine varamaz. Sonra bu kul kendi nefsini hâkirin en hâkiri olarak görür ( ya da öyle oluşu, zaten kendisine berzah aleminde gösterilecektir.) Hz Peygamber (sav) şöyle buyurdu: İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittirler. Arab’ın, arab’a ; Acem’in Acem’e Acem’in Arap’a, Arap’ın Acem’e bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak ‘Takva’ dadır. Resulullah (sav) Size cehennemlik olanları bildireyim mi? Onlar onursuz, sağa sola yalpa yaparak kibir eden kimselerdir. Resulullah (sav) kibir ve gururdan sakınınız. Zira kibir, süslü elbise giyen kimsede bulunur. Resulullah’a bir kimse gelip sordu: -Ya Resûllah, insan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını ister. (Resul-i Ekrem) buyurdu ki:' Allahü Teala güzeldir ve güzelliği sever. Kibir ise hakkı inkâr etmek ve insanları küçük görmektir. Yüce Allah bir sünnet ayetinde şöyle buyurur:'Kalbinde hardal tozu kadar kibir bulunan kimse cennete giremez!'

|