21/11/2008 - KISA VE ÖZ
İmam Gazali İslam dünyasının ufkunu nurlandıran en parlak yıldızlarından biridir.450 tarihinde TUS şehrine yakın Gazale köyünde doğmuş; 505’de Tus’da vefat etmiştir. Hz. İmamın mezhebi Şafii idi. Kendisi, zamanındaki Şafiiyye ulemasının en büyüğüdür. Hatta müctehid olduğunu söyleyenler vardır. İmam Muhammed Bin Yahya onun hakkında: ‘ikinci imam Şafiidir.’ Dermiş. Zahiri kemalâtına bakanlar: ‘Gözler İmam Gazali gibi mükemmel bir alim görmemiştir’ demektedir. Alimlerden biri: ‘Gazali’ nin kadr u kıymetini anlayabilmek için Gazali kadar muktedir olmalı, hiç olmazsa ona yakın bir fazilet sahibi bulunmalı...Halbuki Gazali’den sonra ona müsavi veya ona yakın sayılacak bir kimse yetişmemiştir. Onu herkes ancak kendi ilm i irfanı nisbetinde anlayabilir.’ Diyor. Gazali’nin manevi cephesine bakanlar da Onun pek büyük bir mutasavvuf, pek kıymetli bir hal ehli olduğunu teslim etmekte, maddi varlıklara kıymet vermeyen ruhundaki ulvi tecellilere meftun olmaktadırlar. Hal ehli olan İmam Gazali Hazretleri şöyle anlatır: 11 sene uzlette kalmıştım. Bu Allahü Teala’nın takdiriyle olmuştu. Bağdat’tan çıkıp müderrislikten ayrılacağım önceden asla hatırımdan geçmemişti. Öyle de tekrar okutma hayatına döneceğimi, uzlet günlerimde hayal ve hatırımdan geçirmemiştim. Allahü Teala kalbleri ve halleri değiştirendir. Bir hadis-i şerifte: ‘Mü’minin halleri, Allah’ın iki parmağı arasındadır.(yani kudret ve irade sıfatlarının hükmü altındadır.’ Buyrulmuştur. El-munkızu min ed-Dalal (sapıklıktan,yanlış yoldan kurtuluş) adlı ve bir nevi otobiyografi mahiyetinde olan meşhur eserinde, İmam Gazali bu ruhi hadiseyi şöyle anlatmaktadır: ‘ Ahiret saadetim için tek yolun, takvaya sarılmak ve nefsin heva ve hevestin menedilmesi olduğunu iyice anlamıştım. Bunun temeli de, guru ve aldanış yurdu olan dünyadan uzaklaşıp, ebedilik yurdu olan ahirete yönelip bağlanmak ve bütün gayretiyle Allahü Teala’ya teveccüh ederek kalbin dünya ile ilgisini kesmekti. Tabiatiyle bu da ancak, mevki ve mal hırsından uzaklaşma, engelleyici meşgale ve ahlaklardan kaçınmakla tamamlanır...Kendi durumuma baktım, bir de ne göreyim. Dünyevi alakalar içine dalmış, batmışım... Onlar beni her taraftan sarmışlar. İşlerimi gözden geçirdim. Onların en güzeli tedris ve talim idi. Fakat bu sahada da ahiret yolu için ehemmiyetsiz ve faydasız şeylerle uğraşmışım. Tedris halkasındaki niyetimi düşündüm. Baktım ki, Allah rızası için değil, mevki ve şöhret endişesiyle hareket etmişim... Bu halimle uçurumun kenarında bulunduğuma, eğer durumumu düzeltmek için harekete geçmezsem ateşe yuvarlanacağıma kanaat getirdim. Bir müddet hep bunu düşündüm. Bir tercih karşısındaydım. Bir gün Bağdat’ı terk etmeye, bu hallerimi değiştirmeye karar veriyor, ertesi gün bu kararımdan dönüyordum. Bir adım atıyor; sonra geri çekiliyordum. Sabahleyin ahirete yönelmek arzu ve meyli içinde uyanıyor, akşamleyin dünya hırsları tekrar saldırıyor ve fikrimden vaz geçiriyordu. Dünya arzulkarı, zincirleriyle beni makam ve mevkiye bağlıyor, İman münadisi ise:’-Göç zamanı geldi çattı, ömründen çok az zaman kaldı. Önünde pek uzun bir yolculuk var Şu zamana kadar elde ettiğin bütün amel ve ilim bir riya ve gösterişten ibarettir. Ahirete şimdi hazırlanmazsan ne zaman hazırlanacaksın? Dünyevi alakalarını şimdi kırıp kesmezsen ne zaman keseceksin?’ diye sesleniyordu. Bunun üzerine içimdeki terk arzusu kuvvetleniyor, kaçmak, uzaklaşmak azmi yerleşiyordu. Sonra şeytan geliyor ve:’ Bu geçici bir haldir; bu duygulara uymaktan sakın. Zira onlar çabuk gelir geçer. Onlara uyar ve bu düzenli hayatı, hasımlarının hücumlarından kurtulup sükunet ve karar bulmuş bu işi bırakırsan; gün gelir nefsin onu yine arzular, ama dönüş pek kolay olmaz...’ diyordu...488 senesi Recep ayından itibaren 6 ay kadar bir müddet dünya arzularının cazibesi ile ahirete yönelmek ve hazırlanmak düşünceleri arasında bocalayıp durdum. Bir karar veremedim. Ama bu son ayda durumuma hakimiyetim, srbestliğim gitti. Bana zaruri bir hal geldi. Hak Teala dilimi bağladı, ders veremiyecek hale geldim. Kendimi zorluyor, gelen talebelerin hatırı için ders vermeye uğraşıyordum. Fakat dilim bir kelime söylemiyor, buna muktedir olamıyordum. Dilimdeki bu tutukluk, kalbimde de bir hüzün ve keder doğurdu. Bunun tesiriyle hazım kuvveti kalmadı; yemek ve içmekten kesildim. Boğazımdan ne bir yudum su geçiyor, ne de bir lokma yemek yiyebiliyordum. Bedenim takatsiz düşmüştü. Nihayet tabipler bu hastalığıma karşı bir ilaç bulup tedavi etmekten ümidi kestiler; çaresiz kaldılar.’Bu kalbe arız olan bir haldir. Oradan da mizaca sirayet etmiştir. Kalbe arız olan hüzün gitmedikçe ilaçla tedavisine imkan yoktur’ hükmünü verdiler. Hiçbir şey yapamayacağımı anlayıp, güç ve takatimi yitirince çaresiz bir kimsenin sığınışı ile Allah Teala’ya sığındım. Çaresizlerin dualarını kabul eden Hak Teala dualarımı kabul etti. Mevki, mal, aile, çoluk-çocuk ve eş dosttan uzaklaşmayı kalbime kolaylaştırdı. Bundan önce ; Tedris hayatına dönmüş görülüyorsam da, aslında dönmediğimi biliyordum. Zira dönmek, eski hale gelmek demektir. Ben eskiden, kendisiyle mevki elde edilen ilmi yayıyordum. İnsanları söz ve işimle buna davet ediyordum. Kasıt ve niyetim bu idi. Fakat şimdi mevki ve rütbeyi terk ettiren ilme davet ediyorum. Şimdiki maksat ve arzum budur. Allahü Teala bu halimi bilir. Ben nefsimi ve diğerlerini islâh etmek istiyorum. Muradıma erişir miyim, yoksa mahrum mu kalırım bilmem. Fakat ben yakin ve müşahadeye dayanan bir imanla, bir halin değişmesinin, bir işi yapmak gücünün ancak Yüce Allah’ın dilemesi ve yardımıyla olacağına inanıyorum. Ben hareket etmedim. Fakat o beni harekete geçirdi. Ben bir şey yapmadım, fakat O bana yaptırdı. Ondan önce beni islâh etmesini, sonra benim vasıtamla başkalarını islah etmesini, önce bana hidayet vermesini( Doğru yola iletmesini), sonra benim vasıtamla diğerlerini doğru yola kavuşturmasını, bana hakkı hak olarak göstermesini ve ona uymayı , batılı batıl olarak gösterip, ondan sakınmayı nasip etmesini dilerim.’Mevzuatü’l-‘Ulüm Tercümesi’nde (Cilt:2, S: 807) İmam Gazali Hazretlerinin eski hali ile yeni hali mevzuunda verilen şu izahatı da, muhterem okuyucularımıza nakletmeyi uygun görmekteyim: ‘Hazreti imam (kuddise sırruh) bazı kitaplarında demiştir ki: Ben önceki halimde salihlerin hallerini ve ariflerin makamlarını inkar ederdim. Nihayet Hak Teala’nın yardımı imdadıma yetişti ve rüyada Allahü zülcelal hazretlerini gördüm. Bana Ya Ebu Hamid...’ dedi. Ben, acaba şeytan mı söylüyor, diye düşünürken, Hak Teala buyurdu:‘ Hayır, ben seni altı tarafından kuşatmış ( ilmim, iradem, ve kudretim seni sarmış) olan Allah’ım..Ey Ebu Hamid... O yazdığın kitapları terk eyle. Öyle bir topluluğun sohbetlerine devama başla ki, Ben onları arzımda kendime nazargâh eylemişimdir. Onlar öyle bir cemaattir ki, dünyayı ve ahireti benim muhabbetime karşılık satmışlardır.’ Ben sordum: Ya Rab, İzzetin hakkı için Senden yalvarırım ki, onlara hüsn-i zan çeşnisini bana tattır. Hak Teala dahi buyurdu ki: Maksadını hasıl eyledim. Dileğini kabul ettim. Onlar ile senin aranda perde olan ve gayeye engel teşkil eden dünya sevgisiyle uğraşmandır. O halde, dünyadan ihtiyarın ile( dilemenle) çıkıp git. Mecburi olarak çıkmazdan evvel...Muhakkak ki ben senin üstüne envar-ı kuds’ümden (mukaddes nurlarımdan) bir nur imza eyledim.Artık doğrul ve lisanına gelen kelimat-ı kudsiyeyi söyle...dedi.’ (Ruhü’l Beyan) (1) tefsirinden nakledilen şu rüya cidden ibretamizdir: ‘Ragıp İsfahani’nin (El-Muhadarat) adlı eserinde kaydettiğine göre, İmam Şazeli şunları söylemiş: Mescid-i Aksa’da istirahat için biraz yaslanmış idim. Uyumuşum; rüyamda gördüm ki mescidin dışında haremin ortasına bir taht kurulmuş. Derken takım takım birçok insanlar geldiler. Ben: -Bu kalabalık nedir? Diye sordum. -Bütün nebi ve resuller (aleyhimüsselam) toplandı. Muhammed aleyhisselamın huzurunda Hüseyn Hallac için şefaate gelmişler. Bu zat onun hakkında terbiyesizlikte bulunmuş da... dediler. Bir de baktım, üzerinde yalnız başına Peygamberimiz (S.A.V.) oturuyor. İbrahim, Musa, İsa ve Nuh (aleyhimüsselam) dahil diğer bütün peygamberler yere oturmuşlar... Ben onların ne konuşacaklarını işiteyim ve göreyim diye ayağa kalktım. Derken Hz. Musa, Peygamberimizle (A.S.) konuşmaya başladı. Dedi ki: Sen: ‘Benim ümmetimin uleması Beni İsrail’in Peygamberleri gibidir’ buyurdun. Onlardan birini bize göster bakalım... Peygamberimiz: *Hazret-i Musa ona bir sual sordu. Fakat O, on tane cevap verdi. Bunun üzerine Musa aleyhisselam: ‘Cevap suale uygun olmalıdır. Sual bir, cevap ise on,...’ diyerek itiraz etti. *İmam Gazali: "Bu itiraz sana da varidtir. Hani sana, bu elindeki nedir? Diye sorulmuştu, bunun cevabı: ‘Sopamdır’ demekti. Fakat sen birçok sıfatlar zikrettin, diye cevap verdi: Ben Muhammed aleyhisselâmın büyüklüğünü; İbrahim, Musa ve İsa (aleyhimüsselâm) gibi peygamberler yerde otururken, onun yalnız başına taht üzerinde bulunuşunu düşünüyordum. Birden bir şahıs beni müz’ic bir şekilde dürttü, yani bana vurdu. Uyandım baktım ki, bir kayyim Mescid-i Aksa’nın kandillerini yakıyor. Bana:-Şaşma. Zira bütün peygamberler O’nun nurundan yaratılmışlardır, dedi. Ben bayılarak düşmüşüm. Cemaat namazı kıldıktan sonra ayıldım. Ve o kayyimi aradım. Fakat bugüne kadar bulamadım.’ 
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda

Dini bilgiler
Son Yazılarım
DE Kİ: HERKES KARAKTERİNE GÖRE DAVRANIR. BİZ DE DAVRANMADAYIZ.
DİLİN AFETLERİ
DİLİN ÂFETLERİ -2
DİLİN AFETLERİ -3
DİLİN AFETLERİ -4
BİR AYET - BİR HADİS
KABİR AZÂBI
ÂDİL OLUN.ALLAH ADÂLETLE DAVRANANLARI SEVER
İYİ İŞ NE DEMEKTİR?
Kategoriler
- KUR'ANDA ZİNA ÂYETLERİ
- ALLAH ÂDEM'İ BALÇIKTAN YARATTI VE ONA RUHUNDAN ÜFLEDİ
- KISA VE ÖZ
- HER KİM ZERRE KADAR BİR İYİLİK İŞLERSE KARŞILIĞININ AYNISINI GÖRECEKTİR. HER KİM DE ZERRE KADAR BİR KÖTÜLÜK, ŞER İŞLERSE KARŞILIĞININ AYNISINI GÖRECEKTİR
- ALLAH'TAN SAKININ
- YENİ YIL KUTLAMALARI
- TANYERİ AYDINLIĞI SÛRESİ
- NÂS SÛRESİ
- KISA NAMAZ SURELERİ
- İÇTENLİK SÛRESİ
- KURUSUN SÛRESİ
- YARDIM, ZAFER SÛRESİ
- KEVSER SÛRESİ
- MÂUN SÛRESİ
- FİL SÛRESİ
- İKİNDİ VAKTİ SÛRESİ
- KADİR SÛRESİ
- HURMA VE ZEYTİN SÛRESİ
- KUM YIĞINI SÛRESİ
- KOŞAN ATLAR SÛRESİ
- HABER SÛRESİ
- GERÇEK SÛRESİ
- CİN SURESİ
- DENENMİŞ SÛRESİ
- GÖNDERİLENLER SURESİ
- SIRALANANLAR SÛRESİ
- YUNUS SÛRESİ
- VÂKİ OLAN SURESİ
- YUSUF SÛRESİ
- MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ
- HİKÂYELER SÛRESİ
- LÛT SÛRESİ
- SEBELİLER SÛRESİ
- GANİMETLER SÛRESİ-1
- CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVAR HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE
- ZİYAFET SOFRASI SÛRESİ
- İMRAN SOYU SÛRESİ-1
- İNANANLAR SÛRESİ
- KUR'AN'DAN KOPAN KAVRAMLAR
- KUR'AN'DA ZULÜM KAVRAMI
- İÇİNİZDE İNANDIK DEYİP DE İNANMAYANLAR VARDIR
- FİTNE ADAM ÖLDÜRMEKTEN BETERDİR
- CENNETTE DERECELER VARDIR
- ALLAH'I ANIN Kİ KURTULUŞA ERESİNİZ
- KİBİRLENMEYİN. ALLAH, KİBİRLENENLERİ SEVMEZ
- ALLAH, SABREDENLERLE BERÂBERDİR
- KIYAMET GÜNÜ HAKKINDA
- O GÜN-KIYAMET-UZUVLARI ALEYHLERİNDE TANIKLIK EDECEKTİR
- DİNDE SABIR, SEBÂT VEYA GAFLET
- BİRİKTİRDİKLERİ ALTIN VE GÜMÜŞLERLE DAĞLANMAK
- ALLAH'IN ÂYETLERİNİ DEĞERSİZ ŞEYLERLE DEĞİŞMEYİN
- ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLERE 'ÖLÜLER'DEMEYİN
- ALLAH'IN BİLGİSİ OLMADAN YAPRAK BİLE KIMILDAMAZ
- ALLAH İYİLİK EDEN, İYİ DAVRANANLARI SEVER
- KÂFİRLER SÛRESİ
- -ALLAH'A İMÂN-
- ALLAH'A İMAN
- ALLAH'IN ELÇİSİ (Mehdi) GERÇEĞİ
- ALLAH, RİYAKÂRLARIN CEZASINI VERECEKTİR
- VAHİY GERÇEĞİ
- KAN İLE GAİTA ARASINDAKİ SÜT
- KUR'AN'I BİR DAĞIN ÜZERİNE İNDİRSEYDİK
- SÖZLERİNİZİ YERİNE GETİRİN YEMİNLERİNİZİ TUTUN
- ÇEKİŞMEYİN
- İNANANLAR'BİZ PEYGAMBERLER ARASINDA BİR FARK GÜTMEYİZ'DEMELİDİR
- KUR'AN ÂYETLERİNDEN BAZILARI
- AYET:ZALİMLERİN İŞLERİ BOŞA ÇEVRİLİR
- HER KİM ZERRE KADAR BİR İYİLİK İŞLERSE
- İNANAN VE İYİ İŞLER İŞLEYENLER
- TOPTAN ALLAH'IN İPİNE SARILIN
- HER ŞEY ALLAH'I TESBİH EDER
- HER ŞEYDE BİR İŞÂRET VARDIR
- İKİ DENİZİ SALIVERDİK
- İKİNDİ VAKTİ SÛRESİ HAKKINDA
- CİN ÇAĞIRMAK
- HAYVAN HAKLARI
- SOSYAL ADALET-SOSYALİZM, KAPİTALİZM
- NAMAZLARIN FAZİLETİ
- SURENİN ANLAMI
- KUR'AN AHLÂKI
- ALLAH'IN ÇİZDİĞİ SINIRLARI AŞANLAR ZÂLİMLERDİR
- EZAN NASIL OKUNMALI
- İSLÂM VE SAİR BATIL İNANÇLAR
- SÜNNİ, Şİİ ÇATIŞMASI
- ALLAH SEVGİSİ
- KENDİLERİNE BİR FAYDA DOKUNDUĞUNDA HEMEN SEVİNİRLER, BAŞLARINA BİR DERT GELDİĞİNDE HEMEN ÜZÜLÜRLER.
- Kur'an Kavramlari
- HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE
- GANİMETLER SURESİ-2
- İMRAN SOYU SÛRESİ-2
- KUR'AN (Açış,Fatiha)-1
- KUR'AN (Açış,Fatiha)-2
- KAFİRLER SURESİNE DAİR
- ALLAH EVLÂT EDİNDİ DEDİLER. HÂŞÂ! ALLAH EVLAT EDİNMEKTEN MÜNEZZEHTİR
- DÜNYA ALDANIŞ YURDUDUR
- DÜNYA METADIR.BİR OYUN VE OYALANMA YERİDİR
- BUYURDUK Kİ: BİR KISMINIZ BİR KISMINIZA DÜŞMAN OLARAK İNİN YERYÜZÜNE
- KUR'AN'I ANLAMAYI ENGELLEYEN HER ŞEYDEN UZAKLAŞMAK
- İBLİSE UYANLAR
- ZÂLİMLER ASLA KURTULUŞA ERDİRİLMEYECEKLERDİR
- GAFLETLE KUR'AN OKUYANLARIN DURUMU
- GAFLETLE KURAN OKUYANLARIN DURUMU
- İMAN İKİ KANATLI KUŞTUR
- İYİ İŞ NE DEMEKTİR?
- RESİM (KAR TANELERİ)
- ÂDİL OLUN.ALLAH ADÂLETLE DAVRANANLARI SEVER
- ZîNÂ HARAMDIR
- KABİR AZÂBI
- BİR AYET - BİR HADİS
- DİLİN ÂFETLERİ -1
- DİLİN ÂFETLERİ -2
- DİLİN ÂFETLERİ -3
- DİLİN ÂFETLERİ -4
- HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SÛRE-2
- ÂYET: DE Kİ: HERKES KARAKTERİNE GÖRE DAVRANIR
|
Arkadaşlarım
metekan fildisikule
|