4/2/2008 - KIYAMET GÜNÜ HAKKINDA
KIYAMET GÜNÜ YÜZLERİ AYDINLANANLAR, SEVİNÇ VE NEŞ'E DUYACAKLARDIR. ONLAR CENNETLERE GİRECEKLER VE EBEDi OLARAK ORADA KALACAKLARDIR.YÜZLERİ KARARANLAR İSE ÜZÜNTÜ DUYACAKLARDIR. ONLAR HÜSRANA UĞRAYANLARIN TA KENDİLERİDİR. CEHENNEM O KİMSELEDİR VE EBEDİ OLARAK ORADA KALACAKLARDIR. " Allah dünyayı altı günde yarattı Allah Tealâ'nın Her şeyde bir işaret vardır ayetiyle bağlantılı olarak, bizim bu yaşadığımız dünyada, doğada iki büyük olay vardır. Ve her gün 24 saat içinde tekrarlanır. Gece ile gündüz; sevap ile günah arasında benzetme yapıldığında Birisi karanlıkla özdeşleşmiş, birisi aydınlıkla özdeşleşmiştir. Birisi % 100 beyaz, birisi % 100 siyahtır. Bu siyahilere tasavvufta tükenmiş insan denir. Karanlığı, zulûmatı temsil ederler. Negatif olmuşlardır. Tam beyaz olmuş insanlara ise, tam-mükemmel insan denir, bunlar % 100 pozitifleşmiştir. Kıyamet günü yüzleri aydınlananları, sevap tartısı ağır gelenler olarak gündüz vaktine; yüzleri kararanları da günah tartısı ağır gelenlerin işareten gece karanlığına benzemesi durumudur. Ancak iki olay daha vardır. Onlar tan yeri ağardıktan güneş doğuncaya kadarki zaman, yarım saat, 40 dakikalık görüntüdür. Doğanın rengi o anda gridir. Bir de akşam güneş battıktan kızıllık kayboluncaya kadarki zaman 30-40 dakika yine gridir. Tanyeri ağarmasının ani oluşu ile akşam güneş battıktan sonra kızıllığın, ışığın kayboluşu ani tez karanlık bürümesi, mutasyon olayı Allah'ın hesabı tez görme olayına da işarettir. Ayrıca bir kısmında siyahlık artmakta yani akşam vaktini karanlıklara, günahlara yönelmeyi, bir kısmında beyazlık artmakta bu ise sabah vakti mutasyonunu, sevaba iyiliklere işareti belirtir. Mutasyon olayı Allah'ın hesabı tez görme olayına da işarettir. Sabah, akşam bu iki olay- gri renk, gece ve gündüz gibi tekrar eder. Gri renk nasıl oluşur? Gri, beyaz ile siyahın karışımıdır. Siyahı çok ise; koyu gri, günah artışını; beyazı çok ise açık gridir sevap artışını temsil eder. Gece-siyah, meçhulü bilinmezliği yani, negatifi temsil eder. Beyaz aydınlığı- bilgiyi yani, pozitifi temsil eder. Gerçekleri önümüze açar, gösterir. Nitekim, sabahın grisinin sonu aydınlıktır, güneştir. Akşamın grisinin sonu karanlıktır. Tam zulûmattır, o tamamen meçhule gitmiştir, koyu cehalete gömülmüştür. Bu da doğada her gün gözlemlediğimiz bir olaydır. Gündüz çalışmak, rızkı temin etmek, gece de dinlenmek için yaratılmasının yanı sıra bunlar aslında birer simgedir, semboldür. Bu doğada olan her şeyin orijinali vardır. Ve bu doğada olan her şey, o orijinallerin işaretleri, simgeleridir. Henüz dünyada iken bizi ilgilendiren şudur: Gri olanlar sonunda ayrışacaktır. İnsanlara ölünceye kadar bir fırsat tanınmıştır. Aralarında gri olanlar belki kurtulacaktır. Örnek vermek gerekirse haksız yere bir insanı öldüren tüm insanları öldürmüş gibi olur. Bazı istisnâlar (savaşlar gibi) hariç, savaşlarda hangi tarafın haklı olduğuna bakılır. Hangi tarafın haklı olduğunu Rabbimiz bilir. Ebu Hüreyre der ki: Miraç gecesi yedinci kat gökyüzünde cennetin kapısında bir kürsü üzerine oturmuş ak saçlı bir adam bulunmaktadır. Onun etrafında beyaz yüzlü ap-ak topluluklar da oturmuşlardı. Bir topluluğun da rengi biraz bulanıktı. Rengi biraz bulanık olan bu topluluk bir nehre girdiler, yıkandılar, çıktılar ve renklerindeki bulanıklık gitti. Sonra bir başka nehre girdiler, yıkandılar, çıktılar renklerindeki diğer bulanıklık da gitti. Sonra bir başka nehre girdiler, yıkandılar, çıktılar ve renkleri arkadaşlarının renkleri gibi hâlis beyaz oldu. Geldiler ve arkadaşlarının yanına oturdular. Hz. Peygamber dedi ki: Ey Cebrail, bu ak saçlı adam kimdir? Sonra bu ap-ak yüzlü insanlar kimlerdir? Renkleri bulanık olan şunlar, necidirler? Girip renklerini arıttıkları bu ırmaklar nedir? Cebrâil dedi ki: Bu baban İbrahim'dir. Yeryüzünde saçı ağaran ilk insandır. Bu yüzü beyaz olanlar ise, îmanlarına zulüm karışmamış olanlardır. Renkleri bulanık olanlar ise, iyi amelle, kötü-şer ameli karıştırmış olan bir topluluktur. Tövbe ettiler, Allah onların tövbelerini kabul etti. Irmaklara gelince; birincisi Allah'ın rahmeti, ikincisi Allah'ın nimetidir. Üçüncüsünde ise Rableri onlara tertemiz içitlerden içirmiştir. Bir hadis ayetinde ''Kalbinde zerre kadar iman bulunan bir kimse cehennemde sonsuz miktar kalmaz. Bu sünnet ayeti Şu muhkem, sağlam, Kur'an ayetine göre dayandırılarak düşünülürse: ''Allah imânınızı zâyi edecek değildir''O halde Allah'a ve O'nun ayetlerine inanıp da kötü, şer işler işleyenler günahlarının miktar ve şekline göre cehennemde çok acı azap görecekler ve Rabbin dilediği miktar orada kaldıktan sonra çıkabilirler. Bu bakımdan Allah'ın bildirdiklerine inanmakla yetinmek asla olmaz. O'nun bildirdiklerine uymak lâzımdır. Çünkü ebedi olarak kalınacak olan cehennem ölçüsü ''İnkâr edip de kötü, şer işler işleyenler ile zâlimleredir'' Zalimler ise Allah'ın ayetlerini hiçe sayan veya yalan sayan kimselerden ile Allah adına ve Allah hakkında yalan uyduranlardan ibârettir. 
|