26/3/2008 - KUR'AN (Açış,Fatiha)-1
Bismillâhirrahmanirrahîm Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.
 (Hamd, din gününün sahibi, rahman, rahîm, hâkim, âlemlerin rabbi Allah'a mahsustur.(Rabbimiz!) ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yoluna ilet, nimet verdiklerinin yoluna...gâzâba uğrayanların,azıp sapmışların yoluna değil.) " Allah dünyayı altı günde yarattı
O, Allah, Dünya'yı altı günde yarattı, her şey, dönüp O'na varacaktır. Âdem'e “Secde edin” denildiğinde, meleklerin hepsi birden O'nun emrine boyun eğdiler, secde ettiler. Yalnız, İblis secde etmedi. “Beni ateşten yarattın. Onu ise balçıktan, ben üstünüm.” Diyerek Allah'a âsi geldi. Allah da “Haydi orada ululanıp durma; in yeryüzüne, ululanmak senin ne haddine?” dedi. İblis: “Bana belli bir vakte, Kıyamet'e kadar mühlet ver” dedi. Allah da: “Haydi! Kıyamet gününe kadar mühlet verilenlerdensin.” buyurdu. İblis: “And olsun! Kullarını kandıracağım.” dedi. Allah da: And olsun ki! Sen ve sana uyanları cehenneme atacağım” dedi. Buyurduk ki: “Bir kısmınız, bir kısmınıza düşman olarak inin yeryüzüne.” İnananlar, altlarından ırmaklar akan cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Ne güzel yerdir cennet. Orada yakut ve mercan gibi güzel gözlü huriler vardır. Kâfirler;”Biz, öldükten sonra mı dirileceğiz?” derler. Onlar yüzükoyun alevli ateşe atılacaklardır. İnananla inanmayan bir olur mu hiç? Birbirinizi öldürmeyin. Nuh “Rabbim” dedi. “Kavmim haddi aşıyor. Ne yapayım?” Ona, gemi yapılması emredildi. Bütün hayvanlardan çifter çifter aldılar. Gemi hıncahınç inananlarla doluydu. O yüzerken diğerleri sulara boğuldu. Biz nice zalim kavmi helâk ettik. Onlar inançsız kişilerdi. Halâ ders almazlar mı? Ancak, Allah'tan korkun. Çünkü, O'nun gücü her şeye yeter. Mûsâ, Firavun'a “Göklerde ve yerde ve ikisi arasında ne varsa Allah'ındır. O, sizin de gelmiş geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. Mûsâ'ya, “Elindeki asayla kayaya vur” buyurduk. Mûsâ, asasıyla kayaya dokunur dokunmaz on iki pınar fışkırdı ve her kavim içeceği suyu bildi. Allah, ona : “Ey Mûsâ” dedi. ”Elindeki âsayı yere bırak” Mûsâ, asasını yere attığında kocaman bir yılan oldu. Allah:”Ey Mûsâ! Elini koynuna sok” buyurdu. Mûsa, elini koynuna sokup çıkardığında bir hastalık olmaksızın eli, bakanlara parıl parıl, bembeyaz göründü. Mûsâ'ya: “Firavun'a delillerle git” denildi. Firavun ve soyu, onu inkâr ettiler. Mûsâ'ya: “Kullarımı al. Yola çıkın” diye vahyettik. Firavun ve soyunu suda boğduk. Onlar, inançsız kişilerdi, kör bir kavimdi. Bilenle, bilmeyen bir olur mu hiç? Mûsâ'ya Tevrat'ı verdik. Zekeriyâ'yı, Eyyüb'ü, Elyasa'ı, Zülkifl'i de an. Onlar da iyi kullarımızdı. Âyetlerimizden yüz çevirenler gâfillerdir. Gerçeği akletmezler. Onlar ayetlerimizden şüphedeler ve büyük yanılgıdalar. Allah ise her şeyi en iyi işten ve bilendir. Onları Allah yoluna dâvet et. Allah'ın ayetlerinden yüz çevirenler için çok acı bir azap olacaktır. Onlar; kör, sağır ve dilsizdirler. Yakıtı, insan ve taşlar olan cehennemden korkun. Allah'a içten inanın. Âyetlerimizi inkâr edenlerin varacakları yer cehennemdir. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Ne kötü yerdir orası. Allah, vâdinden asla dönmez. O, hesâbı tez görür. İnananla, inanmayan bir olur mu hiç? O, işlediklerinizden asla gâfil değildir. O kimselerdir ki; ayetlerimizden habersizdirler. Âyetlerimizden yüz çevirenlere gelince; Onları Allah yoluna çağırsan da birdir, çağırmasan da. Onlar o kimselerdir ki; Allah'ı ve O'nun ayetlerini inkâra yeltendiler. Gerçeği görseler, yine de inanmazlar. 2- İyice anlamanız için Allah ayetlerini böyle bildirmededir.(Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’tan korkup kötü, şer işlerden sakınan kimseler için doğru yolu göstericidir). 3- Onlardır ki Allah'a (görmedikleri halde gıyaben)inanırlar, namaz kılarlar, (kendilerine rızık olarak verdiğimizden) yoksullara yardım ederler. 6- Onlar o kimselerdir ki ayetlerimizden gafillerdir. Kör, sağır ve dilsizdirler. Onları uyarsan da birdir, uyarmasan da. 4 -5- Onlar o kimselerdir ki Allah'a ve O'nun ayetlerine *sana indirilene de, senden önce indirilenlere Zebur, Tevrat, İncil'e de * inanırlar. Namaz kılarlar, yoksullara yardım ederler.*Ahirete de kesin olarak inanırlar. * İşte o kimseler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennet, onlaradır. Onlardır ki, ayetlerimizi inkâr ederler, gerçeği görseler yine de inanmazlar. Cehennem o kişileredir. 7- Onların kulakları, gözleri ve gönülleri mühürlüdür. Gerçeği akletmezler. O kişiler için çok acı bir azap vardır. 8- İçinizde 'İnandık' deyip de inanmayanlar vardır. 9- Onlar Allah'ı kandırdıklarını sanırlar. Oysa kendilerini kandırırlar da farkına varamazlar. 10- İnkâr edenler için çok acı bir azap olacaktır. Cehennem o kimseler içindir. (Onların Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır). 11- Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın. (Yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiğinde : "Biz, islah edicileriz." derler). onlar bozguncuların ta kendileridir. 12 - İyi bilin ki, Allah'ı acze düşüremezsiniz. O, her şeyden haberdardır. 13 - Onlara: "Haydi gelin. Siz de Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun.” denildiğinde, "Biz de o beyinsizler gibi mi inanalım? " derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat farkında değillerdir. 14 - Onlar inananlarla karşılaştıklarında: "Biz de inandık" derler. Fakat kendi arkadaşları ile baş başa kaldıklarında: "Biz, sizinle beraberiz, onlarla ise sadece alay ediyorduk." derler. 15 - Allah da onlarla alay eder fakat farkında değillerdir. 16 – (Onlar doğru yolu satıp, sapıklığı satın almışlardır). 17 – (O kimselerin durumu, ateş yakıp aydınlanmak isteyene benzer ki, ateş çevresini aydınlatınca Allah ışıklarını söndürür de onları karanlıklar içinde bırakır, görmez olurlar). 18 – İşte o kişiler gafillerdir. Onlar, kör, sağır ve dilsizdirler. Gerçeği göremezler. 19 – (Veya onların durumu, karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle gökten sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar). 20- (Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Bu ışığın önlerini aydınlatışında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar.) Allah'ın azabını ne gözleri, ne kulakları ve ne de gönülleri giderebilir. Allah gücü her şeye yetendir. 21 –Ancak Allah'a tapın. Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın. 22 – Allah her şeyi görür ve bilir ve O, tektir.(O, yeri sizin için döşek, göğü de tavan yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı). 23 - Eğer doğru adamlarsanız haydi siz de buna benzer bir eş sûre getirin bakalım ki, yapamazsınız asla da yapamayacağınız belli. (Allah'tan başka tanıdığınız ve tanımadığınız kimseleri de çağırın). 24 - Yakıtı insan ve taşlar olan cehennemden korkun. 25 - İnanıp da iyi işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Kendilerine cennet meyveleri sunulduğunda 'bu bize verilenler, daha önce dünyada iken verilenlere ne kadar çok benziyor' diyeceklerdir. Ne güzel yerdir cennet. Orada tertemiz eşler bulabileceklerdir. 26 -(Allah bir sivri sineği, misal getirmekten çekinmez, dev tonajda bir yaratığı da. İnanmayanlar "Allah bu misal ile neyi kastediyor?" derler). Mevlânız Allah'tır. Gerçek işte budur. 27 – Sözlerinizi yerine getirin. *Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar*. (Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi parçalarlar. İşte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridirler). 28 – Allah dünyayı altı günde yarattı. Her şey dönüp O'na varacaktır. Kafirler: 'Biz öldükten sonra mı dirileceğiz? Derler. Onlar yüzükoyun alevli ateşe atılacaklardır. 29 – Her şey Allah'ın yaratması ve takdirî iledir. Dilerse sizi yok eder de yerinize başka bir kavim getirir. 30 – (Hani bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti de melekler “Orada kan dökecek, bozgunculuk yapacak birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek takdis ve tenzih ediyoruz" dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.) 31 - (Ve Âdem'e isimleri öğretti, sonra meleklere o adlarla anılan şeyleri gösterip: "eğer haklıysanız haydi bana şunları adlarıyla söyleyin." dedi. ) 32 - (Dediler ki: "Rabbimiz sen Yücesin ve her şeyi en iyi bilensin. Senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur.") 33 – (Allah: "Ey Âdem, yaratıkları isimleri ile söyle" dedi. Âdem onlara isimleriyle söyleyince, Allah : "Göklerde ve yerde ne varsa ben bilirim," dememiş miydim?" dedi). Allah gizlediklerinizi de bilir, açıkladıklarınızı da. O, karanlıklardakini de bilir, aydınlıklardakini de. 34 -35 – Buyurduk ki "Ey Âdem, sen ve eşin cennette dilediğiniz gibi oturun. Yiyin, için. Yalnız şu ağaca- elma ağacına- dokunmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz." 36 - Şeytan yılan şeklinde yaklaşıp onları kandırdı ve ayağını oradan kaydırdı. Daha önce kendiliğinden örtülü olan avret yerleri açılıverdi. Oralarını cennet yapraklarıyla örtmeye koyuldular. 37 - *Âdem Rabb'ından bazı sözler öğrenmişti de onlarla tövbe etti. O da tövbesini kabul etti. * Allah'tan af dileyin. O'na yalvarın, yakarın. Allah'a dua edin. Çünkü O, dualara icabet edendir. 38 – Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün ne anne babanın evladına, ne de evlâdın anne babasına bir faydası dokunmayacaktır. İnananlar için ne korku olacaktır ne de tasa. Onlar hiç üzülmeyeceklerdir. Zalimler ise hüsrana uğrayacaklardır. Onlara ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. 39 – Onlardır ki, Rablerinden gelen gerçeğe inanırlar. Dinde sabırla sebat ederler. İşte o kişiler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennet onlar içindir. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar hüsrâna uğrayacaklardır. Cehennem onlar içindir. 40 - Yalnızca benden korkun! Allah'ın vâdi er, geç gerçekleşir. O, vâdinden asla dönmez.*Ey İsrailoğulları*, (üzerinize olan nimetimi anın) 41 – Bu Kur'an daha öncekileri tasdik eder. Âyetlerimi değersiz şeylerle değişmeyin. Ancak benden korkun. 42 - *Hakk'ı batıla karıştırıp , bile bile hakkı gizlemeyin*. (Hakkı gizlemek için hakime rüşvet vermeyin) 43 – Namaz *dosdoğru* kılın, malınızın kırkta birini zekat verin. (rükû ve secde edenlerle birlikte siz de rükû edin, eğilin ve secde edin) 44 – Allah iyilik eden, iyi davrananları sever. Hâlâ akletmezler mi? *İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz* 45 - Sabırla, namazla Allah'tan yardım dileyin. *Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.* 46 – Onlar o kimselerdir ki, yanlarında “Allah” adı anıldığında hûşû ile, saygı ile ürperiş duyarlar. *Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini bilirler.* 47 - *Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve vaktiyle sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın*. 48 – Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı O günden korkun. O gün zâlimler için ne bir dost vardır ne de bir yardımcı. Onlara hiç yardım edilmeyecektir. Eğer inansalardı, bu haklarında hayırlı olurdu. *Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz*. 49 - *Hem hatırlayın ki bir zaman sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı*. Bir kâhin 'Bir çocuk doğacak ve güneş gibi parlayacak, Firavun'un saltanatını söndürecek' dedi. Bunun üzerine Firavun yeni doğan erkek çocuklarını öldürtüyor, kızları ise sağ bırakıyordu. 50 - *Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz*. 51 - *Hani bir zamanlar Musa'ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o halinizle zalimler idiniz.* 52 -* Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu.* 53 – Musa'ya Tevrat'ı verdik. *Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz*. 54 -Onlar ise kendi elleriyle yaptıkları uydurma şeylere taptılar.( Hani bir zamanlar Musa'ya Tur Dağı'nda kırk gece bir mehil vermiştik de hemen onun ardından kavmi, kendi elleriyle yaptıkları mücevherlerle süslü, altından buzağı heykeline taptılar, üstelik böğürüyordu da. Musa; Ey kavmim dedi , siz kendinize zulmettiniz, Rabbinize tövbe edin. Bu sizin için hayırlıdır) 55 - (Hani bir zamanlar "Ey Musa biz Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız." demiştiniz de gözünüzün önünde size yıldırım çarpmıştı). 56 - *Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştik*. 57 – Musa kavminin üzerine Tur Dağı'nı yükselttik. *Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık*, Allah kimseye zerre kadar zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. 58 - (Hani bir zamanlar "Şu şehre -Kudüs, eriha-girin de Allah'ın nimetlerinden dilediğiniz gibi bol bol yiyin ve şehrin kapısından secdeyle girin ve "şurası yurttur" deyin ki, suçlarınızı bağışlayalım, iyilik edenlerin mükâfatını daha da arttıracağız" dedik). 59 – Cumartesi gününe saygıyı hiçe sayanlara 'Hâkir maymunlar olun' buyurduk. * zalimler, kendilerine söylenen sözü başka bir şekle soktular. Biz de kötülük yaptıkları için o zalimlere gökten bir azap indirdik*. 60 – Musa'ya 'Âsanla kayaya vur' buyurduk. Mûsâ asasıyla kayaya dokunur dokunma on iki pınar fışkırdı ve her kavim içeceği suyu bildi. 61 -Kavmi ona "Ey Musa” dediler “Biz bir çeşit yemeğe dayanamayız, Rabbine bizim için dua et de toprağın yetiştirdiği sebze, mercimek, sarmısak ve soğandan versin.” Onlara gökten kudret helvası ile bıldırcın indirdik. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helâk edildiler. (çünkü onlar peygamberlere âsi geldiler, kelimeleri tahrif ederek, haddi aşıyor, isyanlarında ayak diriyor ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. 62 – Allah'a ve O'nun ayetlerine inanan ve iyi işler işleyenler ise cennetlere girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır. Onlar için ne korku olacaktır ne de tasa. Onlar artık hiç üzülmeyeceklerdir. 63 - (Hani bir zamanlar sizden sağlam bir de söz almıştık, üzerinize Tur Dağı'nı yükselttik, size verdiğimiz kitaba sımsıkı sarılın ve gafil olmayın ki kurtuluşa eresiniz). 64 - *Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasa idi hüsrana uğrayanlardan olurdunuz*. 65 – Musa kavminden cumartesi günü yasağını hiçe sayanlara "hâkir maymunlar olun!" buyurduk. 66 – Hâlâ akletmezler mi? Âyetlerimizden yüz çevirenler cezalarını göreceklerdir. Hâlâ ibret almazlar mı? *Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptık*. 67 - Musa, kavmine "Allah size bir inek kesmenizi emrediyor" dedi. 68- Kavmi ona: "Rabbine bizim için dua et de onun nasıl bir inek olduğunu bize bildirsin" dediler. 69- Musa ' Rabbim buyuruyor ki ne yaşlı ne çok genç, ne çifte koşulup tarla sürmüş, ne de ekin sulamış ve ne de alacalı olsun.' dedi. 70- Onlar "Ey Musa Rabbine bizim için yalvar da onun rengini bize bildirsin" dediler. 71- Musa 'Rabbim buyurdu ki onun rengi sapsarı ve kusursuz olsun, görenlerin hoşuna gitsin. Haydi size emredileni yapın" dedi. Onu bulup kestiler. Az kalsın bunu yapmayacaklardı. 72 - *Hani bir zamanlar siz aranızdan birini öldürmüştünüz de öldürme suçunu birinize atmıştınız.* Allah,her hâlinizi görür ve bilir. 73 - *buyurmuştuk ki öldürülene ineğin bir parçası ile vurun.*İyice anlamanız için ayetlerimizi böyle bildirmedeyiz. 74 - Sonra kalpleriniz taş gibi hattâ ondan da katı oldu. Nice taşlar vardır ki Allah korkusu ile dağdan aşağı yuvarlanır. Nice taşlar da vardır ki Allah korkusu ile yarılır da içinden su çıkar. Allah işlediklerinizden aslâ gafil değildir. 75 – Onlardır ki âyetlerimizi inkâra yeltenirler. İşte o kişiler hüsrana uğrayacaklardır.*Siz onların size inandıklarını mı umuyorsunuz aralarında öyleleri var ki, Allah'ın sözünü kavradıkları halde bile bile onu tahrife yeltenirler. 76 – Onlar inananlarla karşılaştıklarında: 'Biz de inandık' derler. Fakat kendi arkadaşları ile baş başa kaldıklarında; 'Biz sizinle berâberiz. Onlarla ise sadece alay ediyorduk' derler. Onlar alay ettiklerinin cezâsını çekeceklerdir. 77 – Allah; kalplerde, gönüllerde saklı-gizli ne varsa bilir. O, gücü her şeye yetendir. 78 – Onlar o kimselerdir ki âyetlerimizden habersizdirler. Bilenle bilmeyen bir olur mu hiç? *Onlardan ümmî bir bölük vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntulara ve zanlara kapılırlar* *Onlardan bir kısmı da kendi elleriyle yazdıkları 'Tevrat diye uydurdukları' kitaba bayağı bir kazanç için 'Bu Allah'ındır' diyenlere yazıklar olsun. Elleri ile yazdıklarına da kazandıklarına da*. 79 - Kantar kantar altına, gümüşlere, nişanlı atlara, evlâtlara düşkünlük dünya hayatının metâlarıdır. (Mallarınız, evlâtlarınız birer fitnedir).Onlardır ki, ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Büyük yanılgı ve aldanış içindeler. İşte o kişiler gafillerin ta kendileridir. Onların kulakları, gözleri ve gönülleri mühürlüdür. 80 - Bir de derler ki: "Ateş bize sayılı günlerde dokunacaktır. Allah hakkında yalan uydurandan daha zâlim kim vardır? Oysa onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah vâdinden asla dönmez. 81 – Âyetlerimizi inkâr eden ve kötü, şer işler işleyenler cehennem girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır. Ne kötü barınaktır orası. Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. Onlara orada sadece: 'Tadın bakalım acı azabımızı' denir. *Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir*. 82 – İnanan ve iyi işler işleyenler ise cennetlere girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır. Ne güzel yurttur orası. 83–Ancak Allah'a tapın. O, tektir ve gücü her şeye yetendir. Birbirinizi yurtlarından çıkarmayın. Birbirlerini yurtlarından çıkaranlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Allah yolunda yurtlarından çıkarılanlara yardım edenler, dinde sabırla sebat edenler, iyilik eden, iyi davrananlar cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Onlara dereceler vardır. Birbirinizi öldürmeyin. Namaz kılın, zekât verin. Yoksullara yardım edin. Anneniz ve babanız yanınızda yaşlanacak olurlarsa onlara 'öf' bile demeyin. (Sözlerin en güzelini söyleyin. )Âdil olun. Allah, adaletle davrananları sever. Yetim malı haramdır. (Takvada yardımlaşın. Zulüm ve kötülükte yardımlaşmayın). 84-85- (Hani, onlardan *İsrailoğullarından* da buna dair sağlam bir de söz almıştık). Allah sözlerinde değişme olmaz. O, her şeyi görür ve bilir. Ve O'nun azabı en şiddetlidir.*Fakat pek azınız müstesnâ, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. İşte yine birbirinizi öldürüyorsunuz. Aranızdan bazılarını haksız yere yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onlara kötülük ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz. Size esir düşenlerin fidyelerini vermiyorsunuz. Oysa onları yurtlarından çıkarmak size haram kılınmıştır. Yoksa kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden artık bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğrayacaklardır*. Allah işlediklerinizden asla habersiz değildir. 86 – Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün zalimler için çok acı bir azap vardır. Onlar için ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. Allah zâlim kavmi doğru yola iletecek değildir. *Bunlar ahireti, dünya hayatına satmış kimselerdir.* 87 – Îsâ'ya İncil'i verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. *Size ne zaman bir uyarıcı gelip, nefsinizin hoşlanmadığı bir haber getirse, kibrinize yediremiyorsunuz*. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helâk edildiler. 88- Allah'ın azabı, inanmayanların üzerinedir. *İnkâr edenler dediler ki: 'Yüreklerimiz zırh içindedir'. Allah, onları kâfirlikleri sebebiyle lanetledi. Bu sebeple çok az imana gelirler* 89 – Bu Kur'an daha öncekileri tasdik eder. Onlar ise ayetlerimizi inkâra yeltendiler. 90- Allah, kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. (Kitab'a sırf kıskançlıkları sebebiyle inanmamaları ne kötü bir şeydir). İnkâr edenler için çok acı bir azap vardır. 91 - *Onlara, "Allah'ın vahyettiğine iman edin." denildiğinde onlar, "Biz bize gönderilene inanırız." derler ve gayrisini inkâr ederler. Oysa bu Kitap daha öncekileri tasdik eder. Onlara de ki; "Eğer inanıyordu iseniz bundan önce Allah'ın gönderdiği peygamberleri niçin öldürdünüz?* 92 -* Musa size delillerle gelmişti de siz ise çok geçmeden buzağıya taptınız ve kendinize zulmettiniz*. Allah sizi yoktan var etti. Yalnızca O'na tapın. 93 – Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. İmanları kökleşirdi. Onlar ise kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan uydurma şeylere taptılar. *Hani bir zamanlar, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr Dağı'nı üzerinize yükseltip, sağlam bir de söz aldık. Onlar: "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden yürekleri buzağı sevgisi ile doluydu. De ki, "Eğer inancınız o ise inancınız size ne kötü şeyler telkin ediyor*. 94 -* De ki; Allah katında ahiret yurdu (cennet) başkalarına değil de yalnızca size mahsus ise ve eğer doğru sözlü iseniz haydi hemen ölümü dilesenize!* 95 -* Fakat elleriyle işledikleri iş nedeniyle hiçbir zaman ölümü arzu etmezler. Allah o zâlimleri bilir*. Onlar inançsız kişilerdir. 96 –*Onları insanların içinde yaşamaya, Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün bulacaksınız. Her biri bin yıl yaşamak diler. Yaşatılsalar bile bu ömür onları Allah'ın azabından kurtaramaz*. Allah'ın azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri giderebilir. Allah, herkesin ne yaptığını gayet iyi görür ve bilir. Fakat çoğu yine de bunu bilmezler. İyice anlayasınız diye Allah ayetlerini işte böyle açıklamadadır. 97 – De ki: Ben Allah'ın elçisiyim. Bana vahiy gelmektedir. *De ki; Cebrail'e düşman olanlar bilsinler ki, Allah'ın izniyle ,Kur'ân'ı senin kalbine, inananlara doğru yolu gösterici müjdeleyici olarak indirdi* 98 - *Her kim Allah'a ve O'nun meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil'e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da onların düşmanıdır*. 99- Onları Allah yoluna dâvet et. İnanırlarsa bu haklarında hayırlıdır. 100- *Onlar ne zaman bir ahid ile bağlandılarsa, içlerinden bazıları sözlerinden dönmediler mi?Zaten onların çoğu iman etmez.*
|